Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HAME: Kafatası, başın üst kısmı.
HAME': Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.
HAME: Yaş ot demeti, taze ekin destesi, bir sap üzere bitmiş taze ekin.
Havası bozuk hastalıklı yer.
HÂME: f. Yontulmuş kalem.
HÂME-İ EDEB: Edebiyat kalemi.
HÂME-İ ŞEKVÂ: şikâyet kalemi. şikâyet yazan kalem.
HÂME-İ ZERRİN: Altın kalem, altından yapılmış kalem.
HÂME VÜ ŞEMŞİR: Kalem ve kılıç.
HAMEC: Zayıflık.
HÂMEGÜZAR: f. Kalemle yazılmış.
HAMEK: Her şeyin küçükleri.
Siyah bulut.
HAMEL: Kuzu.
Ast: Burçlardan birinin adıdır. Bu burcu teşkil eden yıldızlar kuzuya benzediği için arapça kuzu demek olan hamel denilmiştir. Güneş bu burca 21 Mart'ta girer ve gece ile gündüz bir olur.
HAMELAT: (Hamle. C.) Saldırışlar, saldırmalar.
Atılmalar, atılışlar.
HAMELE: Taşıyanlar, yüklenenler, kaldıranlar.
HAMELE-İ ARŞ: İsrâfil, Cebrâil, Mikâil, Azrâil (A.S.)lar.
HAMELE-İ HÜCCET: Günah ve sevabları yazan melekler.
HAMELE-İ KUR'AN: Hâfızlar. Kur'anı ezbere okuyup ilmi ile amel eden mes'ud kimseler.
HAMELE-İ MÜMTESİL: Aldığı emri imtisal edip yüklenen, mes'uliyeti üzerine alan.
HAMER: Davarın arpa yemekten dolayı içinin ve ağzının kokması.
HÂME-RÂN: f. Kalem yürüten, yazan.
HAME-ZEN: f. Üzerinde kalem kesilecek âlet.
HÂME-İ ŞEKVÂ: Şikâyet kalemi. Şikâyet yazan kalem.
İçerisinde 'HÂME' geçenler
ASHAME: Peygamberimizin zamanında Müslümanlığı kabul eden Habeş Necaşisinin ismi.
CÂLİB-İ MERHAMET: Merhamet çeken.
CEHAMET (CÜHUMET): Yüz pörtümek, donuk yüzlü olmak.
DAHÂMET: İrilik, kocamanlık, kabalık, vücutça büyük olmaklık. * Tıb: Hipertrophie.
DAHÂMET-İ KEBED: Tıb: Karaciğer büyümesi.
FAHAMET: (Fehâmet) Büyüklük. Kadr ü şânı yüksek. (Eskiden büyük zatlara veya sadrazamlara karşı kullanılan hitab şekli idi. Fehametli Sultânım... gibi)
FAHAMET-LÛ: Osmanlı İmparatorluğu devrinde sadrazama, prenslere ve Mısır Hidivi'ne verilen bir ünvan.
FAHAMET-PENAH: f. Yegâne müracaat edilecek en büyük makam.
FEHAME: Ululuk, büyüklük.
HAME': Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.
HÂME-İ EDEB: Edebiyat kalemi.
HÂME-İ ŞEKVÂ: şikâyet kalemi. şikâyet yazan kalem.
HÂME-İ ZERRİN: Altın kalem, altından yapılmış kalem.
HÂME VÜ ŞEMŞİR: Kalem ve kılıç.
HAMEC: Zayıflık.
HÂMEGÜZAR: f. Kalemle yazılmış.
HAMEK: Her şeyin küçükleri. * Siyah bulut.
HAMEL: Kuzu. * Ast: Burçlardan birinin adıdır. Bu burcu teşkil eden yıldızlar kuzuya benzediği için arapça kuzu demek olan hamel denilmiştir. Güneş bu burca 21 Mart'ta girer ve gece ile gündüz bir olur.
HAMELAT: (Hamle. C.) Saldırışlar, saldırmalar. * Atılmalar, atılışlar.
HAMELE: Taşıyanlar, yüklenenler, kaldıranlar.
HAMELE-İ ARŞ: İsrâfil, Cebrâil, Mikâil, Azrâil (A.S.)lar.
HAMELE-İ HÜCCET: Günah ve sevabları yazan melekler.
HAMELE-İ KUR'AN: Hâfızlar. Kur'anı ezbere okuyup ilmi ile amel eden mes'ud kimseler.
HAMELE-İ MÜMTESİL: Aldığı emri imtisal edip yüklenen, mes'uliyeti üzerine alan.
HAMER: Davarın arpa yemekten dolayı içinin ve ağzının kokması.
HÂME-RÂN: f. Kalem yürüten, yazan.
HAME-ZEN: f. Üzerinde kalem kesilecek âlet.
HÂME-İ ŞEKVÂ: Şikâyet kalemi. Şikâyet yazan kalem.
İHAME: Çadır kurma.
KAHAME: İlerlemiş yaşlılık.
KÂN-I MERHAMET: Merhamet kaynağı.
LAHAMET: Semizlik, etlilik, şişmanlık.
LEHAME: Etlilik, semizlik.
MELHAME: Kanlı harb. * Büyük muharebe sahası.
MELHAME-İ KÜBRÂ: Büyük ve kanlı savaş, harp.
MERHAMET: (Rahm. den) Acımak, şefkat göstermek. Korumak, iyilik etmek. Biçârelere yardımda bulunmak. Esirgemek.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETEN: Acıyarak, merhamet ederek.
MERHAMETGÜSTER: f. Merhametli, merhamet edip acıyan.
MERHAMETPENAH: f. Merhametli.
MERHAMETPERVER: f. Merhametli, esirgeyici, acıyan.
MERHAMETPERVERÎ: f. Merhametlilik, esirgeyicilik.
MERHAMETPERVERANE: f. Acıma ve şefkat ile, esirgeyip acımak suretiyle.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MUHAMERE: Karışmak. * Gizlemek.
MUHAMESE: Fısıldaşma.
MÜNHAMENNA: Muhammed (A.S.M.) manâsına, Tevratta geçen İbrânice isimdir.
MÜZAHAME(T): Birbirine zahmet verme. Kalabalıktan gelen sıkıntı, sıkıştırma. * Bir yere itişe kakışa hücum etme.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HAME' : Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.
HAM : f. Olmamış, pişmemiş, çiğ. * Nâfile, beyhude, boşuboşuna. * İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. * Acemi kimse, tecrübesiz. Terbiye görmemiş kişi.
HA : Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...