Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| HARÎC: | Dar, ensiz. Kuşatılmış. |
| HÂRİC: | Bir şeyin veya mahallin veya memleketin dışında kalan. Ecnebi. |
| HÂRİC-İ VATAN: | Vatanın harici. |
| HARİC: | Günahkâr, günah işlemiş. Allahın emrini dinlememiş olan. |
| HARİCEN: | Dışardan, dıştan. Hariçten. |
| HARİCE TEMESSÜL: | Zihnî olan kelâmın hâricî âlemdeki kanunlara uygun şekilde tanzim edilişi. |
| HARİCÎ: | Dışarıya âit olan. İçeriye âit olmayan. Dış ile alâkalı. Ecnebiye âit. Zorba ve âsi olan. Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden. Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche'ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri. (Bak: Havaric Vak'ası) |
| HARİCİYYE: | Hariçle alâkalı. Dış işleri. Ameliyatla tedavi edilebilen hastalıklar. Haricilik. (Bak: Havâric vak'ası) |
| İçerisinde 'HÂRİC' geçenler | |
| ADEM-İ HÂRİCÎ: | İlm-i İlâhide mevcud olup, maddi vücudu olmayan.(Adem-i mutlak zaten yoktur; çünkü bir ilm-i muhit var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Dâire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i hâricidir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir ünvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik "A'yan-ı sâbite" tabir etmişler. Öyle ise, fenaya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mâneviye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fani olanlar, vücud-u hâricîyi bırakıp; mâhiyetleri bir vücud-u mânevi giyer, dâire-i kudretten çıkıp dâire-i ilme girer. M.) |
| HAKİKAT-I HÂRİCİYE: | Hayat gibi âlem-i şehadete gelmiş varlık. |
| HÂRİC-İ VATAN: | Vatanın harici. |
| HARİCEN: | Dışardan, dıştan. Hariçten. |
| HARİCE TEMESSÜL: | Zihnî olan kelâmın hâricî âlemdeki kanunlara uygun şekilde tanzim edilişi. |
| HARİCÎ: | Dışarıya âit olan. İçeriye âit olmayan. Dış ile alâkalı. Ecnebiye âit. * Zorba ve âsi olan. * Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden. * Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche'ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri. (Bak: Havaric Vak'ası) |
| HARİCİYYE: | Hariçle alâkalı. Dış işleri. * Ameliyatla tedavi edilebilen hastalıklar. * Haricilik. (Bak: Havâric vak'ası) |
| MA'DUMAT-I HÂRİCİYYE: | İlm-i İlâhide olup, maddi vücudu olmayan şeyler. |
| MAHARİC: | Çıkacak yerler. Huruc edecek yerler. |
| MAHARİC-İ HURUF: | Gr: Ağızda harflerin çıktığı yerler. |
| MEHARİC: | (Mahrec. C.) Mahreçler. Dışarı çıkacak şeyler. |
| MEHARİC-İ HURUF: | Tecvidde: Ağızda harf seslerinin çıktığı yerler. |
| MEVCUD-U HARİCÎ: | Maddî vücudu bulunan eşya. |
| NİKÂH-I HÂRİCÎ: | Dışardan evlenme, akraba hâricinden kız alma. |
| SADED HARİCİ: | Konuşulan mevzudan dışarı çıkmak. Hududdan dışarı çıkmak. |
| VÜCUD-U HÂRİCÎ: | Zâhir, ademden çıkmış olan. İlmî vücuddan âlem-i şehadete gelmiş olan. Maddî varlık, cismanî eşya. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| HÂRİC-İ VATAN : | Vatanın harici. |
| HARÎ : | Müstehak, lâyık. |
| HÂR : | f. Diken. |
| HA : | Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir. |