Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| HÜSN-Ü MÜCERRED: | Gayr olsun olmasın bizzat güzel olan şey. Bazı âza veya çizgilerin mütenasib terkib ve tertibiyle hâsıl olan hüsün, hüsn-ü mücerred değildir. Şartları zâil olsa, hüsün de zâil olur. Fakat, vücud, hayat, iman gibi varlıklar hüsn-ü mücerreddir ve bizzat güzeldirler. Güzellikleri başka şeylere bağlı değildir. Hariçte maddi vücudu olmayan, ancak aklen mevsufsuz düşünülebilen hüsün ve zihnen anlaşılan güzellik. |
| İçerisinde 'HÜSN-Ü MÜCERRED' geçenler | |
| İçerisinde 'HÜSN-Ü MÜCERRED' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| HÜSN-Ü MAHFÎ : | (Hüsn-i mahfî) Gizli güzellik. * Kalbî ve ruhî güzellik. |
| HÜSN-Ü ÂDÂB : | (Hüsn-i âdâb) Güzel ve iyi edeblilik. Güzel terbiye. İslâmi terbiye. |
| HÜSN : | (Hüsün) Güzellik. İyilik. Eksiksizlik. Cemal ile kemal. (Bak: Celal, Cemal)(Evet mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemal, Bâki-i Hakiki'nin hüsün ve ihsan ve kemalâtının işaratı ve çok perdelerden geçmiş zaif gölgeleridir; belki cilve-i esmâ-i hüsnânın gölgelerinin gölgeleridir. S.) |
| HÜSAM : | Keskin kılıç. |
| HÜBAŞE : | (C.: Hübâşât) Kesbetmek, kazanmak, çalışmak. |