| Kelime | Anlam |
|---|
| HAKİKÎ: | Gerçek. Hakikate mensub. Sâhici, doğru. |
| İçerisinde 'HAKİKÎ' geçenler |
|---|
| AŞK-I HAKİKÎ: | Hakiki aşk. Allah için sevmek. Allah sevgisi. |
| ESBAB-I HAKİKİYE: | Gerçek sebepler, hakiki sebepler. |
| FÂİL-İ HAKİKÎ: | Bir işte hakiki te'sir sahibi. Onu hakkı ile yapan (Allah C.C.) |
| HÂFIZ-I HAKİKÎ: | Hakiki ve tam muhafaza eden. (Allah) |
| İMTİNA-İ HAKİKİ: | Bir şeyin mümkün olmamasının aklen zaruri olması. (Meselâ: Bir kimse kendinden yaş bakımından büyük olan başka bir kimse hakkında: "Bu benim oğlumdur" diye iddia etse, dâvâsı dinlenmez. Çünkü, kendinden yaşça büyük bir adamın, kendisinin neslen oğlu olması aklen muhaldir.) |
| KIYMET-İ HAKİKİYE: | Hakiki ve gerçek değer. |
| MA'BUD-U HAKİKÎ: | Hakiki ma'bud olan Cenab-ı Hak (C.C.) |
| MUCİD-İ HAKİKÎ: | İcad etme iktidarının yegâne sahibi mânasında olarak (Allah) hakkında kullanılır. |
| MÜN'İM-İ HAKİKÎ: | Bütün nimetleri yaratan ve veren Allah (C.C.) |
| RAZIK-I HAKİKİ: | Hakiki rızık veren. Hiç bir vasıtaya ihtiyacı olmadan en güzel nimetleri yaratan ve bütün rızıkları ancak kendisi veren Allah (C.C.) |
| SANİ'-İ HAKİKÎ: | Doğrudan doğruya, hiç bir şeye muhtaç olmadan her şeyin aslını, esasını ve teferruatını yapan, yaratan. Allah (C.C.). |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| HAKÎK : | Haklı, hak sahibi olan. * Müstehak, lâyık, münasib. |
| HAKÎ : | Anlatan. Hikâye eden. |
| HAK : | (Bak: Hakk) |
| HA : | Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir. |