Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| HÂLİS: | Hilesiz. Katıksız. Saf. Duru. Saffetli. Pek beyaz. Evvelce karışık iken kusuru zâil olan. Her ameli, yalnız Allah rızası için işleyen. (Bak: İhlâs) (Müennesi: Hâlise'dir) |
| HÂLİS-ÜD DEM: | Arı kan, safkan. |
| HALİS: | Bahadır ve haris kimse. |
| HALÎS: | Karışmış, muhtelif. Siyah ile beyazı karışmış saç. Tel. |
| HÂLİSANE: | f. Hâlise yakışır bir surette. Hâlis kimselere mahsus bir niyet ve fiil ile. |
| HÂLİSEN: | Halis ve katıksız olduğu halde. Hilesizce, doğru olarak. |
| HÂLİSET: | Edb: İbarenin düzgün ve akıcı olması. |
| HÂLİSİYYET: | Doğruluk, hâlislik, hilesizlik. |
| İçerisinde 'HALÎS' geçenler | |
| EF'İDE-İ HÂLİSE: | Temiz ve saf kalbler. Bozulmamış, tahrib edilmemiş kalbler, gönüller. |
| FIDDA-İ HÂLİSE: | Hâlis ve saf gümüş. |
| HÂLİS-ÜD DEM: | Arı kan, safkan. |
| HÂLİSANE: | f. Hâlise yakışır bir surette. Hâlis kimselere mahsus bir niyet ve fiil ile. |
| HÂLİSEN: | Halis ve katıksız olduğu halde. Hilesizce, doğru olarak. |
| HÂLİSET: | Edb: İbarenin düzgün ve akıcı olması. |
| HÂLİSİYYET: | Doğruluk, hâlislik, hilesizlik. |
| NİHALİSTAN: | f. Fidanlık. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| HÂLİS-ÜD DEM : | Arı kan, safkan. |
| HALİ : | Tenhâ. Boş. Sahipsiz. Issız. İçinde bir şey olmama. |
| HÂL : | Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. * Cezbe. * Dert, keder, elem. * Mecâl. Kuvvet. * Gr: Fâili, mef'ulü veya her ikisinin durumunu bildiren sözdür. Halin sâhibine zi-l hâl denir.Meselâ : $ Reeytuhu mâşiyen: (Onu yürürken gördüm) cümlesinde Mâşiyen (yürürken) kelimesi, cümledeki mef'ulün hâlini bildirir. şimdiki zamanda olan fiilin durumuna da hâl denir. |
| HA : | Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir. |