| Kelime | Anlam |
|---|
| HALLİ: | Zengin, gani, malı mülkü çok olan. Kuvvetli, kavi. |
| HALLİ: | (Halliye) Sirke ile ilgili. |
| HALLİSNÂ: | Bizi halâs eyle, bizi kurtar (meâlinde duâ.) |
| İçerisinde 'HALLİ' geçenler |
|---|
| HALLİSNÂ: | Bizi halâs eyle, bizi kurtar (meâlinde duâ.) |
| MAHALLÎ: | Bir yere mahsus. Yerli. |
| MUHALLÎ: | Süslendiren, yaldızlayan. |
| MUHALLÎ: | Boşaltan. Tahliye eden. |
| MUHALLİD: | (Huld. den) Ebedîleştiren. Devamlı, sürekli ve ebedî kılan. |
| MUHALLİL: | (Hall. den) Eriten. Analiz yapan, tahlil eden. * Fık: Üç talakla boşanan ve iddetini bitiren bir kadınla evlenen erkek. (Karıyı boşayan birinci kocaya: Muhallelün leh denir.) * Tıb: Şişlere, iltihablara yarıyan ilaç. |
| MUHALLİM: | Halim selim eden. Yavaş kılan. (Öfkeli birisini) yumuşatan. |
| MUHALLİS: | (Halâs. dan) Kurtaran, halâs kılan, tahlis eden. |
| MUHALLİT: | (Halt. dan) Karıştıran, tahlit eden. |
| MÜTEHALLİ: | (Haly. dan) Süslenmiş, bezenmiş, donanmış. |
| MÜTEHALLİ: | Bırakılmış, boşaltılmış. * Boş kalan, boşalan. |
| MÜTEHALLİD: | Bir yerde devamlı olarak kalan. Ebedi, sermedi. |
| MÜTEHALLİF: | (Mütehallife) Uymayan, uygun ve münasib gelmeyen. * Değişebilir, değişken. |
| MÜTEHALLİK: | Bir huy edinen, huylanan. Huyu olmayan bir şey ile tekellüf edip o ahlâka alışan. |
| MÜTEHALLİL: | Araya sokulan, araya giren. * Bozulan. * Bir kelimeden nice mânâlar kasdedip söyleyen kimse. |
| MÜTEHALLİL: | (Hall. den) Erimiş. Çözülmüş. |
| MÜTEHALLİM: | (Hilm. den) Yumuşak huylu görünen. * Meme gibi yuvarlaklaşan. |
| MÜTEHALLİS: | (Hulus. dan) Kurtulan, halâs bulan. * İkinci olarak başka bir ad takınan. Mahlâs alan. |
| MÜTEHALLİT: | Karışan, karışık olan, tahallüt eden. |
| TAHALLİ: | (Halâ. dan) Boşalmak. Boş kalmak. Tenhaya çekilmek. Yalnız kalmak. |
| TAHALLİ: | (Halâvet. den) Kendi kendini donatmak. Süslenmek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| HALLİSNÂ : | Bizi halâs eyle, bizi kurtar (meâlinde duâ.) |
| HALL : | Sağlamlaştırmak. * Dostluk, sadâkat. * Fakir, hastalıklı, nahif insan. * Sirke. |
| HÂL : | Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. * Cezbe. * Dert, keder, elem. * Mecâl. Kuvvet. * Gr: Fâili, mef'ulü veya her ikisinin durumunu bildiren sözdür. Halin sâhibine zi-l hâl denir.Meselâ : $ Reeytuhu mâşiyen: (Onu yürürken gördüm) cümlesinde Mâşiyen (yürürken) kelimesi, cümledeki mef'ulün hâlini bildirir. şimdiki zamanda olan fiilin durumuna da hâl denir. |
| HA : | Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir. |