Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| HAMİYET: | Gayret. Nâmustan gelen gayretle utanma veya kızma. İstinkâf etmek. Mukaddesatı ve milletin haklarını, mâmus ve haysiyeti korumak hususlarında gösterilen gayret ve ihtimam hasleti. İman ve İslâmiyeti ve Hz. Peygamber'in (A.S.M.) Sünnet-i Seniyyesini ve din ve mücahede kardeşlerini muhafaza ve müdafaa etmek gayreti. |
| HAMİYET-İ CÂHİLİYE: | f. Câhillikten gelen ırkçılık gibi bâtıl inanışları koruma gayreti. Cenab-ı Hakk'ın ve Resul-ü Ekrem'in (A.S.M.) nehyettiği ve hak dine uymayan eski ve kötü inançları muhafaza gayreti. |
| HAMİYET-FÜRUŞ: | f. Kendini beğenip hamiyetli olduğunu iddia eden. Hamiyetli olduğunu göstermeğe çalışan. |
| HAMİYET-KÂR: | f. Hamiyetli. Haysiyet ve şeref sahibi. |
| HAMİYET-MEND: | (C.: Hamiyyet-mendân) f. Hamiyetli. |
| HAMİYET-MENDÂNE: | f. Hamiyetlicesine. Hamiyetli olan bir kimseye yakışacak şekil ve surette. |
| HAMİYET-MENDÎ: | f. Hamiyetlilik, hamiyetli oluş. |
| İçerisinde 'HAMİYET' geçenler | |
| HAMİYET-İ CÂHİLİYE: | f. Câhillikten gelen ırkçılık gibi bâtıl inanışları koruma gayreti. * Cenab-ı Hakk'ın ve Resul-ü Ekrem'in (A.S.M.) nehyettiği ve hak dine uymayan eski ve kötü inançları muhafaza gayreti. |
| HAMİYET-FÜRUŞ: | f. Kendini beğenip hamiyetli olduğunu iddia eden. Hamiyetli olduğunu göstermeğe çalışan. |
| HAMİYET-KÂR: | f. Hamiyetli. Haysiyet ve şeref sahibi. |
| HAMİYET-MEND: | (C.: Hamiyyet-mendân) f. Hamiyetli. |
| HAMİYET-MENDÂNE: | f. Hamiyetlicesine. Hamiyetli olan bir kimseye yakışacak şekil ve surette. |
| HAMİYET-MENDÎ: | f. Hamiyetlilik, hamiyetli oluş. |
| SEM'-İ HAMİYET: | Hamiyet kulağı, insaf ve hakperestlikle dinleyiş. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| HAMİYET-İ CÂHİLİYE : | f. Câhillikten gelen ırkçılık gibi bâtıl inanışları koruma gayreti. * Cenab-ı Hakk'ın ve Resul-ü Ekrem'in (A.S.M.) nehyettiği ve hak dine uymayan eski ve kötü inançları muhafaza gayreti. |
| HAMİYE : | Tırnak kenarı. * Kızmış, kızgın. |
| HAMÎ : | f. Gevşeklik, hamlık. |
| HAM : | f. Olmamış, pişmemiş, çiğ. * Nâfile, beyhude, boşuboşuna. * İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. * Acemi kimse, tecrübesiz. Terbiye görmemiş kişi. |
| HA : | Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir. |