Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HARIS: Hırslı olan, haris.
HARISA: İnsanın başında veya yüzünde kan çıkmaksızın yalnız deri yırtılmış olarak peyda olan yara.
HARİS: Süngü demiri.
Soğuk olan şey.
HÂRİS: Eken, ekici. Çiftçi.
HÂRİS-İ GAYUR: Çalışkan ve gayretli çiftçi.
HÂRİS: Muhafız. Bekçi.
Gözcü. Himaye eden. Bekleyen.
HÂRİS-İ VATAN: Vatanın koruyucusu, vatanın bekçisi.
HARİS: Son derece hırslı olan.
HARÎS: Bir şeye fazlası ile düşkün. Hırslı.
HARÎS-İ CÂH: Mevki, makam ve rütbe düşkünü.
HARÎS-İ ŞÖHRET: şöhret ve nam düşkünü.
HARÎSA (HÂRİSA): Yağmuruyla yer yüzünü süpürüp gideren bulut.
Kan çıkmayan azıcık baş yarığı.
HARÎSANE: f. Hırslıcasına. Çok haris olarak. Hırslılara mahsus bir tavırla.
HARÎSET: (C.: Harâyis) Zayıf deve.
HARİSTAN: f. Çalılık, dikenlik.
HARÎSUN ALEYKÜM: Tevbe Suresi'nin bir âyetinde geçen bu ifade, birinci derecede Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında olup ümmetini ve bütün insanları doğru yola irşadda yılmadan, büyük bir sebat ve azim ve gayretle devam etmesine işaret edilerek böylece tavsif edilmiştir.
HARÎS-İ ŞÖHRET: Şöhret ve nam düşkünü.
İçerisinde 'HARIS' geçenler
BAHARİSTAN: f. İlkbaharın hüküm sürdüğü zaman. * Yeşil ve çiçekli yer. * Molla Câmi'nin eseri.
BÜHARİSE: Altın ve gümüşten üç kıntar veya üçyüz rıtıl.
DEHARİS: Belâ. Şiddet.
EBU KATADE HARİS BİN RİB'İY (R.A.): Ensardan ve Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın süvarilerindendir. 170 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Uhud Gazvesinden itibaren bütün muharebelere iştirak etmiş bir kahraman olup 74 tarihinde 80 yaşında iken Medine'ye avdetinde vefat etmiştir. (R.A.)
EBU-L HARİS: Arslan.
EBU KATADE HARİS BİN RİB'İY (R.A): Ensardan ve Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın süvarilerindendir. 170 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Uhud Gazvesinden itibaren bütün muharebelere iştirak etmiş bir kahraman olup 74 tarihinde 80 yaşında iken Medine'ye avdetinde vefat etmiştir. (R.A.)
HÂRİS-İ GAYUR: Çalışkan ve gayretli çiftçi.
HÂRİS-İ VATAN: Vatanın koruyucusu, vatanın bekçisi.
HARÎS-İ CÂH: Mevki, makam ve rütbe düşkünü.
HARÎS-İ ŞÖHRET: şöhret ve nam düşkünü.
HARÎSA (HÂRİSA): Yağmuruyla yer yüzünü süpürüp gideren bulut. * Kan çıkmayan azıcık baş yarığı.
HARÎSANE: f. Hırslıcasına. Çok haris olarak. Hırslılara mahsus bir tavırla.
HARÎSET: (C.: Harâyis) Zayıf deve.
HARİSTAN: f. Çalılık, dikenlik.
HARÎSUN ALEYKÜM: Tevbe Suresi'nin bir âyetinde geçen bu ifade, birinci derecede Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında olup ümmetini ve bütün insanları doğru yola irşadda yılmadan, büyük bir sebat ve azim ve gayretle devam etmesine işaret edilerek böylece tavsif edilmiştir.
HARÎS-İ ŞÖHRET: Şöhret ve nam düşkünü.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HÂRİS-İ GAYUR : Çalışkan ve gayretli çiftçi.
HARÎ : Müstehak, lâyık.
HÂR : f. Diken.
HA : Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...