Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HASM: Kesip atma, kesme, kat'etme.
Kat'i olarak bir mes'eleyi hâlledip neticeye varma.
HASM-I DA'VÂ: Dâvânın halledilmesi.
HASM: (Hasım) Muhâlif. Karşı taraf. Düşman.(Eğer hasmını mağlub etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder, zâhiren mağlub bile olsa, kalben kin bağlar, adaveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen nedâmet eder, sana dost olur. M.)
HASM-I BÎAMAN: Amansız düşman. Merhamet bilmeyen düşman.
HASM-I CA'LÎ: Huk: Hakikatta hasım olmadığı halde, hasım imiş gibi hâkim önünde husumeti kabul eden kimse.
HASM-I EKBER: En büyük düşman olan şeytan.
HASM-I ELEDD: İnatçı düşman, muannid hasım.
HASM-I MÜTEVARÎ: Huk: Mahkemeye gelmekten ve vekil göndermekten çekinen kimse.
HASM: Atâ etmek, hediye vermek.
Ovmak.
HASMANE: f. Düşmancasına. Düşman gibi. Hasma mahsus halde.
HASME: Kırmızı meşe.
HASMEN: Bir mes'eleyi kesin bir karar ile halledip bitirmek suretiyle.
HASMÎ: Düşmanlık, husumet, adavet.
İçerisinde 'HASM' geçenler
HASM-I DA'VÂ: Dâvânın halledilmesi.
HASM-I BÎAMAN: Amansız düşman. Merhamet bilmeyen düşman.
HASM-I CA'LÎ: Huk: Hakikatta hasım olmadığı halde, hasım imiş gibi hâkim önünde husumeti kabul eden kimse.
HASM-I EKBER: En büyük düşman olan şeytan.
HASM-I ELEDD: İnatçı düşman, muannid hasım.
HASM-I MÜTEVARÎ: Huk: Mahkemeye gelmekten ve vekil göndermekten çekinen kimse.
HASMANE: f. Düşmancasına. Düşman gibi. Hasma mahsus halde.
HASME: Kırmızı meşe.
HASMEN: Bir mes'eleyi kesin bir karar ile halledip bitirmek suretiyle.
HASMÎ: Düşmanlık, husumet, adavet.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HASM-I DA'VÂ : Dâvânın halledilmesi.
HAS' : Reddetme. * Uzak olmak. Uzaklaştırmak.
HA : Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...