Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HAYR: Meşru iş. Faydalı, nurlu ve sevablı amel. Halkın rağbet ettiği akıl, ilim. İbadet, adalet, ihsan, mal gibi nimet. (Bak: Hayrat)
HAYR-UL BERİYYE: Halkın hayırlısı. Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAYR-UL BEŞER: İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAYR-UL ENAM: (Bak: Hayr-ül Vera)
HAYR-UL FÂSİLÎN: Âdil olanların, hâkimlerin en hayırlısı.
HAYR-UL HALEF: Hayırlı evlâd. Babasını hayırla andıracak evlâd.
HAYR-İ MUKAYYED: Bir kimseye hayırlı olduğu halde, diğer bir kimseye göre zararlı ve şer olan şey.
HAYR-UL UMUR: İşlerin en hayırlısı.
HAYR-UL VERA: (Hayr-ül Enam) Halkın hayırlısı. Mahlukatın en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAYR: Sakınmak.
Büyük avlu.
HAYRAN: Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmiş.
HAYRAT: (Hayr. C.) Sevap için Allah rızâsı yolunda yapılan iyilikler. Haseneler.Hayır iki çeşittir. Birincisi: Mutlak hayırdır; her halde, herkes için rağbet edilir ve sevilir, herkes için iyidir. İkincisi: Mukayyed olan hayırdır; birisinin yanında hayır olan, başkası için şer olabilir. İsraf ve sefâhette kullanılan çok mal gibi.İlmî, imanî, dinî, manevî ve maddî çok hayır ve menfaat verenlere de ehl-i hayır denir.
HAYRE: (C.: Hayrât) İyilik, kerem.
Her nesnenin iyisi.
HAYR-ENDİŞ: f. İyilik düşünen, hayırlı iş düşünen.
HAYRET: Hiçbir cihete teveccüh edemeyip kalmak. Şaşkınlık. Ne yapacağını bilememek.
HAYRET-İ SIRFE: Tam bir şaşkınlık.
HAYRET-BAHŞ: f. Hayret veren, şaşırtan.
HAYRET-BAHŞÂ: f. Hayret veren, şaşkınlık veren, hayrete düşüren.
HAYRET-ENGİZ: f. Hayret veren. Hayret içinde bırakan.
HAYRET-FEZÂ: f. Hayret veren, hayreti artıran.
HAYRET-NÜMÂ: f. Hayret gösteren, hayret veren.
HAYRET-ZEDE: f. Hayrete düşmüş ve şaşırmış olan.
HAYR-HAH: f. Hayır sâhibi. Herkesin manevî ve maddî iyiliğini isteyen. Allah rızası için ilm-i Kur'an ve imanla, manen ve maddeten hayırlı hizmetler etmeyi ve hayırlı işler işlemeyi seven.
HAYR-HAHÎ: f. İyilikseverlik, hayırhahlık.
HAYRİ: (Hayriye) Hayra âit. Hayırla alâkadar.
HAYRİYET: Hayırlılık. Hayırlı olmak.
HAYRET-BAHŞ: f. Hayret veren, şaşırtan.
İçerisinde 'HAYR' geçenler
AHVAL-İ HAYRET-FEZÂ: Hayret verici haller.
AMÂİR-İ HAYRİYYE: Hayır ve hayrat müesseseleri.
BİL-HAYR: Uğurlu olarak, hayırla.
BUHAYRA-İ RAHİB: (Bak: Bahira)
BUHAYRE: Göl. Küçük deniz.
CÂY-I HAYRET: Hayret edilecek yer veya şey.
DUÂ-YI HAYR: Hâyırlı dua, hayır isteyen dua.
ED'İYE-İ HAYRİYE: Hayırlı dualar.
ENFAS-I HAYRİYYE: Hayırlı nefesler.
FÂİL-İ HAYR: Hayır işleyen, hayır sahibi.
FAL-İ HAYR: İyi alâmet ve işaret. Uğur.
HAYR-UL BERİYYE: Halkın hayırlısı. Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAYR-UL BEŞER: İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAYR-UL ENAM: (Bak: Hayr-ül Vera)
HAYR-UL FÂSİLÎN: Âdil olanların, hâkimlerin en hayırlısı.
HAYR-UL HALEF: Hayırlı evlâd. Babasını hayırla andıracak evlâd.
HAYR-İ MUKAYYED: Bir kimseye hayırlı olduğu halde, diğer bir kimseye göre zararlı ve şer olan şey.
HAYR-UL UMUR: İşlerin en hayırlısı.
HAYR-UL VERA: (Hayr-ül Enam) Halkın hayırlısı. Mahlukatın en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAYRAN: Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmiş.
HAYRAT: (Hayr. C.) Sevap için Allah rızâsı yolunda yapılan iyilikler. Haseneler.Hayır iki çeşittir. Birincisi: Mutlak hayırdır; her halde, herkes için rağbet edilir ve sevilir, herkes için iyidir. İkincisi: Mukayyed olan hayırdır; birisinin yanında hayır olan, başkası için şer olabilir. İsraf ve sefâhette kullanılan çok mal gibi.İlmî, imanî, dinî, manevî ve maddî çok hayır ve menfaat verenlere de ehl-i hayır denir.
HAYRE: (C.: Hayrât) İyilik, kerem. * Her nesnenin iyisi.
HAYR-ENDİŞ: f. İyilik düşünen, hayırlı iş düşünen.
HAYRET: Hiçbir cihete teveccüh edemeyip kalmak. Şaşkınlık. Ne yapacağını bilememek.
HAYRET-İ SIRFE: Tam bir şaşkınlık.
HAYRET-BAHŞ: f. Hayret veren, şaşırtan.
HAYRET-BAHŞÂ: f. Hayret veren, şaşkınlık veren, hayrete düşüren.
HAYRET-ENGİZ: f. Hayret veren. Hayret içinde bırakan.
HAYRET-FEZÂ: f. Hayret veren, hayreti artıran.
HAYRET-NÜMÂ: f. Hayret gösteren, hayret veren.
HAYRET-ZEDE: f. Hayrete düşmüş ve şaşırmış olan.
HAYR-HAH: f. Hayır sâhibi. Herkesin manevî ve maddî iyiliğini isteyen. Allah rızası için ilm-i Kur'an ve imanla, manen ve maddeten hayırlı hizmetler etmeyi ve hayırlı işler işlemeyi seven.
HAYR-HAHÎ: f. İyilikseverlik, hayırhahlık.
HAYRİ: (Hayriye) Hayra âit. Hayırla alâkadar.
HAYRİYET: Hayırlılık. Hayırlı olmak.
HÜSN-Ü HAYR: Hayrın güzelliği
HAYRET-BAHŞ: f. Hayret veren, şaşırtan.
LÂHAYR: Uğursuz, hayırsız.
LÂHAYRE FİH: Bu işte hayır ve uğur yok.
MAZANNE-İ HAYR: Kendisinden yalnız iyilik umulan kimse.
MENNÂ-UL HAYR: Hayır ve iyiliğe mâni olan. Hayrı önleyen.
NİGÂH-I HAYRET: Hayret bakışı.
SÂHİB-İ HAYRÂT: Câmi, yol, çeşme vs. gibi hayırlı işler yapıp bırakmış kimse. Hayrat sâhibi.
SECDE-BER-ZEMİN-İ HAYRET VE MUHABBET: Hayret ve muhabbetle yere secde etmek.
SECDE-BER-ZEMİN-İ HAYRET VE MU: Hayret ve muhabbetle yere secde etmek.
ŞAYAN-I HAYRET: Şaşmağa değer. Hayret edip şaşılacak şey.
TANZİMAT-I HAYRİYE: Osmanlı Devletinde Sultan Abdülmecid zamanında başlayan ve (1839-1876) tarihleri arasındaki devreye Tanzimat-ı Hayriye denir. Sözde ıslahat için çalışılan devirdir. Bu, Gülhane Hatt-ı Hümayunu namında padişah fermanı ile başlatıldı. Bu devirde her şey yeniden tanzim edilecekti, yeni müesseseler kurulacaktı. Avrupa-vâri terakki esasları her yerde öğretilecek, Osmanlı Devleti ve İslâm Alemi ilerliyecekti. Fakat ıslaha ferdlerden başlayacakken ve İslâmî çareler düşünülecekken, geniş daireden başlandı. Evvelki dairelerdeki iktisadî, içtimaî fikir hastalıklarımıza zâhirde çâre bulmak için doktor gibi içimize giren yabancılar ve ecnebi zihniyetin meyveleri gittikçe bünyemizi daha ziyade felce uğrattılar...
VAK'A-İ HAYRİYE: Tar: Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması münasebetiyle kullanılan bir tabirdir. İlk önceleri büyük hizmetleri görülen Yeniçeriler, zamanla nizam ve intizamlarını kaybettikleri gibi, son zamanlarda uygunsuz hareket ve isyanlarla memleketin başına belâ kesildikleri için, ocağın lağvı hayırlı sayılmış ve bu sebeple bu tabir meydana gelmiştir. (O.T.D.S.)
VAKFE-İ HAYRET: Hayret duraklaması.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HAYR-UL BERİYYE : Halkın hayırlısı. Hz. Muhammed (A.S.M.)
HAY : f. Eyvah! Vay!
HA : Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...