Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| HAYY: | Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. |
| HAYY-ÜL KAYYUM: | Varlığı, diriliği her an için olup, gökleri, yerleri her an için tutan, daimî her şeye her hususta iktidarı yeten Allah (C.C.) (Bak: İsm-i A'zam) |
| HAYY-I MEYYİT: | Ölü halinde canlı. Mc: Hiçbir işe yaramayan, hakiki vazifelerini yapmayan insan. |
| HAYYÂKALLAH: | Allah seni yaşatsın. Allah ömrünü uzun etsin, meâlinde ve dua makamında söylenen bir tâbirdir. |
| HAYYAL: | (Hayl. den) At terbiyecisi, at yetiştiren. |
| HAYYAL: | Dalavereci, hileci, hilekâr. |
| HAYYALE: | Fikir sahipleri. |
| HAYYAM: | Çadırcı. |
| HAYYAT: | Terzi. Dikiş diken sanatkâr. |
| HAYYAT-I MÂHİR: | Usta terzi. Terzi ustası. |
| HAYYAT: | (Hayye. C.) Yılanlar. |
| HAYYATÎN: | (Hayyat. C.) Terziler, dikiciler. |
| HAYYE: | Gel... Haydi... |
| HAYYE: | (C.: Hayyât) Yılan. |
| HAYYE-ALEL-FELAH: | Felaha gelin. Toplanın hayır ve ni'metlere, ebedi selâmete... Allah huzuruna gel. Refah ve itmi'nana mucib olacak namaza yetiş. (Bak: Felah) |
| HAYYEHELE: | Acele et (mânasınadır). |
| HAYYEN: | Diri olarak. Diri, canlı olarak canlı olduğu halde. |
| HAYYEN MEYYİTEN: | Ölü ve diri olarak. |
| HAYYİR: | (C.: Ahyâr) Çok hayırlı. Her zaman iyilik yapan kimse. Hayırsever, iyiliksever. |
| HAYYİZ: | Yer. Cihet, yön. Mekân. Vüs'at. (Cismin kapladığı hacim) |
| HAYYUT: | Erkek yılan. |
| İçerisinde 'HAYY' geçenler | |
| ADEM-İ TAHAYYÜZ: | Boşlukta yer kaplamamak. Mekândan münezzeh oluş. Yer ile bağlı olmamak. Hacmi olmayış. |
| EL-HAYY: | Diri ve devamlı hayat sâhibi. Zâtî hayat ile münferid, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Allah (C.C.) |
| HAYY-ÜL KAYYUM: | Varlığı, diriliği her an için olup, gökleri, yerleri her an için tutan, daimî her şeye her hususta iktidarı yeten Allah (C.C.) (Bak: İsm-i A'zam) |
| HAYY-I MEYYİT: | Ölü halinde canlı. * Mc: Hiçbir işe yaramayan, hakiki vazifelerini yapmayan insan. |
| HAYYÂKALLAH: | Allah seni yaşatsın. Allah ömrünü uzun etsin, meâlinde ve dua makamında söylenen bir tâbirdir. |
| HAYYAL: | (Hayl. den) At terbiyecisi, at yetiştiren. |
| HAYYAL: | Dalavereci, hileci, hilekâr. |
| HAYYALE: | Fikir sahipleri. |
| HAYYAM: | Çadırcı. |
| HAYYAT: | Terzi. Dikiş diken sanatkâr. |
| HAYYAT-I MÂHİR: | Usta terzi. Terzi ustası. |
| HAYYAT: | (Hayye. C.) Yılanlar. |
| HAYYATÎN: | (Hayyat. C.) Terziler, dikiciler. |
| HAYYE: | Gel... Haydi... |
| HAYYE: | (C.: Hayyât) Yılan. |
| HAYYE-ALEL-FELAH: | Felaha gelin. Toplanın hayır ve ni'metlere, ebedi selâmete... Allah huzuruna gel. Refah ve itmi'nana mucib olacak namaza yetiş. (Bak: Felah) |
| HAYYEHELE: | Acele et (mânasınadır). |
| HAYYEN: | Diri olarak. Diri, canlı olarak canlı olduğu halde. |
| HAYYEN MEYYİTEN: | Ölü ve diri olarak. |
| HAYYİR: | (C.: Ahyâr) Çok hayırlı. * Her zaman iyilik yapan kimse. Hayırsever, iyiliksever. |
| HAYYİZ: | Yer. * Cihet, yön. * Mekân. Vüs'at. (Cismin kapladığı hacim) |
| HAYYUT: | Erkek yılan. |
| İBRE-İ HAYYAT: | Kendi işlerini bırakıp başkasının işlerini halledip düzeltmeye çalışan adam. * Terzi iğnesi. |
| KAZİYE-İ MUHAYYELE: | Man: Kizb olduğu mâlum iken nefsin ya münbasit ya münkabız olduğu kaziyye. Hayali olan hüküm. |
| KUVVE-İ MÜTEHAYYİLE: | Hissolunan şeyin gıyabında resim ve tasvir kuvveti. Hayâl kuvveti. |
| MENATIK-I DUŞİZE-İ TAHAYYÜL: | Tahayyülün bâkir mıntıkaları. |
| MUHAYYA: | Yüz, vech. |
| MUHAYYEB: | Yoksun bırakılmış, mahrum kılınmış. |
| MUHAYYEBEN: | Mahrum ederek. Yoksun bırakarak. |
| MUHAYYEL: | Tahayyül edilmiş. Hayâl olarak düşünülmüş. Zihinde tasarlanmış. |
| MUHAYYELAT: | (Muhayyele. C.) Hayâl edilmiş olan şeyler. Muhayyel olan şeyler. |
| MUHAYYEM: | (Hayme. den) Çadırı kurulmuş ordugâh. * Kurulmuş çadır. * Çadırda yatan insan. Kamp yeri. |
| MUHAYYEMGÂH: | f. Ordu çadırlarının kurulduğu yer. Ordugâh. |
| MUHAYYER: | (Hayr. dan) Seçilmesi serbest olan. Seçmece. Beğenmece. |
| MUHAYYİB: | Yoksun bırakan, mahrum kılan. |
| MUHAYYİBÂNE: | f. Mahrum ve yoksun bırakırcasına. |
| MUHAYYİL: | Tahayyül eden. Hayal kuran. Zihinde olmayacak şeyleri düşünen. |
| MUHAYYİLE: | Kuvve-i hayâliye. Hayâl kurma merkezi. Zihinde bulunan hayal kuvveti. |
| MUHAYYİR: | Hayret veren. Hayrette bırakan. Şaşkınlık veren. |
| MUHAYYİR-ÜL UKUL: | Akıllara hayret veren. Akılları şaşırtan, akılları durduran. |
| MUHAYYİR: | İlmî şeyler arasında seçim yaparak beğenmeyi serbest eden. Muhayyer kılan. |
| MÜTEHAYYEL: | Hayal edilen şey. |
| MÜTEHAYYELÂT: | (Mütehayyel. C.) Hayal edilen şeyler. |
| MÜTEHAYYER: | Hayrette kalınan şey, şaşılacak şey. |
| MÜTEHAYYİL: | (Hayal. den) Kuvve-i hayaliyeden geçiren, hayal kuran. Bir şeyi görüp gözetici, idrak edici olan. |
| MÜTEHAYYİLÂNE: | f. Hayal ve düşünceye dalarak, hayâl kurarak. |
| MÜTEHAYYİLE: | Beyinde hayal kurma merkezi. |
| MÜTEHAYYİR: | Şaşmış, hayrette kalmış. |
| MÜTEHAYYİRÂNE: | f. Şaşkınca, şaşkın şaşkın, şaşırarak. |
| MÜTEHAYYİRİN: | (Mütehayyir. C.) Şaşırmış olanlar. Şaşmış kimseler. Hayrette kalanlar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| HAYY-ÜL KAYYUM : | Varlığı, diriliği her an için olup, gökleri, yerleri her an için tutan, daimî her şeye her hususta iktidarı yeten Allah (C.C.) (Bak: İsm-i A'zam) |
| HAY : | f. Eyvah! Vay! |
| HA : | Osmanlı alfabesinde sekizinci harftir ve ebced sayısı ile de sekizi ifade eder. $ şeklinde okunursa: Haram şey, haşarı yüzsüz kadın mânâlarına gelir. |