Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| HEMÎ: | f. Tıpkı bu, bu bile. |
| HEMÎ': | Ölüm, mevt. |
| HEMİCEK: | Şehre köyden yeni gelip bir şey bilmez şaşkın ve kaba adam. |
| HEMÎM: | Ağır ağır gitmek. Otun tazeliğinden dolayı parlaması. |
| HEMÎME: | Yumuşak rüzgâr. Ufak taneli yağmur. |
| HEMÎSA': | Kuvvetli adam. |
| HEMÎŞE: | f. Dâima. Her zaman. |
| HEMÎŞE: | f. Dâima. Her zaman. |
| İçerisinde 'HEMÎ' geçenler | |
| CEHEMİYYE: | Cebriye'den Cehm bin Safvan mezhebi üzere "Cennet ve Cehennem fânidir, iman mârifettir ve ikrar değildir" diyen bir tâife. |
| HEMÎ': | Ölüm, mevt. |
| HEMİCEK: | Şehre köyden yeni gelip bir şey bilmez şaşkın ve kaba adam. |
| HEMÎM: | Ağır ağır gitmek. * Otun tazeliğinden dolayı parlaması. |
| HEMÎME: | Yumuşak rüzgâr. * Ufak taneli yağmur. |
| HEMÎSA': | Kuvvetli adam. |
| HEMÎŞE: | f. Dâima. Her zaman. |
| HEMÎŞE: | f. Dâima. Her zaman. |
| MÂ-İ MÜNHEMİR: | Akıp giden su. |
| MÜBHEMİYET: | Belirsizlik, anlaşılmazlık. |
| MÜNHEMİK: | (Hemk. den) Bir işin üzerine çok düşen. Bir işte çok uğraşan. |
| MÜNHEMİR: | Akıcı, seyyal. * Dökülen. Yıkılıp viran olmuş. |
| MÜTTEHEMİYET: | Suçlandırılma, suçlu olduğu tasavvur edilme. Maznunluk. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| HEMÎ' : | Ölüm, mevt. |
| HEM (HEMM) : | Gaile, müşkül iş. * Tasa, gam, keder, hüzün. |
| HEB : | (Vehb. den) Bağışla, lutfet (mânasına emir, duâ) |