| Kelime | Anlam |
|---|
| HOŞA: | f. Ne güzel, ne iyi, ne hoş. |
| HOŞAB: | f. Suyu, havası iyi olan yer. Parlak, berrak. Elmas, inci gibi şeylerin parlaklığı. Hoşaf. |
| HOŞAFIN YAĞI KESİLMEK: | Ist: Bozulmak, bir cevap bulamamak, mahcup olmak. |
| HOŞÂMED: | f. Hoş geldi. |
| HOŞÂMED GÛ: | f. Hoş geldin, diye söyleyen. |
| HOŞÂMEDÎ: | Hoş geldin demek, hoş geldine gitmek. |
| HOŞANE: | f. Güzel, iyi, lâtif. |
| HOŞAVAZ: | f. Sesi güzel olan. Güzel sesli. |
| HOŞAYENDE: | (C.: Hoşâyendegân) f. Hoşa giden, hoşlanılan, beğenilen. |
| HOŞA: | f. Ne güzel, ne iyi, ne hoş. |
| HOŞÂMED: | f. Hoş geldi. |
| HOŞÂMEDÎ: | Hoş geldin demek, hoş geldine gitmek. |
| HOŞANE: | f. Güzel, iyi, lâtif. |
| HOŞAVAZ: | f. Sesi güzel olan. Güzel sesli. |
| İçerisinde 'HOŞA' geçenler |
|---|
| HOŞAB: | f. Suyu, havası iyi olan yer. Parlak, berrak. Elmas, inci gibi şeylerin parlaklığı. * Hoşaf. |
| HOŞAFIN YAĞI KESİLMEK: | Ist: Bozulmak, bir cevap bulamamak, mahcup olmak. |
| HOŞÂMED: | f. Hoş geldi. |
| HOŞÂMED GÛ: | f. Hoş geldin, diye söyleyen. |
| HOŞÂMEDÎ: | Hoş geldin demek, hoş geldine gitmek. |
| HOŞANE: | f. Güzel, iyi, lâtif. |
| HOŞAVAZ: | f. Sesi güzel olan. Güzel sesli. |
| HOŞAYENDE: | (C.: Hoşâyendegân) f. Hoşa giden, hoşlanılan, beğenilen. |
| HOŞÂMED: | f. Hoş geldi. |
| HOŞÂMEDÎ: | Hoş geldin demek, hoş geldine gitmek. |
| HOŞANE: | f. Güzel, iyi, lâtif. |
| HOŞAVAZ: | f. Sesi güzel olan. Güzel sesli. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| HOŞAB : | f. Suyu, havası iyi olan yer. Parlak, berrak. Elmas, inci gibi şeylerin parlaklığı. * Hoşaf. |
| HOŞ : | f. İyi, güzel. * Tatlı. * Tuhaf, garip. |
| HOBİ : | ing. Her zamanki çalışmaların haricinde yer alan dinlendirici bir merak veya işlem. Severek yapılan iş, vakit geçirme yolu. |