Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HUBB-U CAH: Makam ve mansıb sevgisi.
HUB: (Hâbb) Günah.
HUB: f. Hoş, güzel, iyi.
HUBAB: Muhabbet.
Mahbub, sevgili olan.
Su üzerinde olan kabarcık ki, habab-ül mâ' derler.
HUBAHİB: Yıldız böceği.
Bahil bir kimsenin adı.
HUBAK: (C.: Hubek) Suya ve kuma rüzgârın etkisiyle yol yol görünen yerler.
HUBAN: f. Güzeller, iyiler.
HUBANNAME: Edb: Güzel ve yakışıklı gençler hakkında yazılan kitap. (Güzel kadınlar hakkında yazılanlara ise "zenanname" denilir.)
HUBAR: Taşlı, yumuşak yer.
HUBARA: (C.: Hubârât) Toy kuşu.
HUBAS: Değirmen unluğu.
HUBASE: Ganimet malı.
HUBASE: Selin derede kazıp yıktığı yerler.
HUBA'SEN: (C.: Huba'senât) Yoğun ve katı nesne.
HUBAT: Cinnete benzer bir sefahet.
HUB-AVAZ: f. Güzel sesli, sesi güzel olan.
HUBB: (Hibâb - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, bağlılık, dostluk. Bir şeyi birisine sevdirmek.
Hulus, lüzum ve sübut.
Muhafaza ve imsâk.
HUBB-U CAH: f. Şöhret düşkünlüğü, makam sevgisi. Rütbe hırsı.(İnsanda, ekseriyet itibariyle hubb-u câh denilen hırs-ı şöhret ve hodfüruşluk ve şan ü şeref denilen riyakârâne halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmağa, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz'î küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için, hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevkeder. Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir. Ehl-i dünya içinde gayet dağdağalıdır; çok ahlak-ı seyyienin de menşeidir; ve insanların da en zaif damarıdır. Yâni: Bir insanı yakalamak ve kendine çekmek, onun o hissini okşamakla kendine bağlar; hem onun ile onu mağlub eder. M.)
HUBB-U EHL-İ BEYT: f. Ehl-i Beyt'e olan sevgi ve bağlılık. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) neslinden gelenleri, onun izinden gidenleri ve onun yolunda sâdık olup sebat edenleri sevmek.
HUBB-UL VATAN: Vatan sevgisi.
HUBB: Hilekâr, dolandırıcı, aldatıcı, kurnaz.
HUBBAN: Habbeler, tâneler, tohumlar. (Hibeb de aynı meâldedir).
HUBBAZÎ: Ebegümeci.
HUBBE: Dostluk.
HUBEB: (Habbe. C.) Buğday, mısır, arpa gibi ufak ve yuvarlak nebatatın taneleri.
HUBESA: (Habis. C.) Habisler, pis şeyler.
Abdestsiz, gusülsüz gezen pis kâfirler.
HUBEYB: (Hubeybe) (C.: Hubeybât) Küçük tane, ufak tane, tanecik.
HUBEYBAT: (Hubeybe. C.) Küçük tanecikler.
HUBÎ: f. Güzellik.
HUBLA: Gebe, hâmile.
HUBLE: Boyuna takılan süs eşyası.
HUBNE: Koltuk altına koyup getirilen şey.
Kaftan eteği.
Don.
HUBR: Bilme, ilim.
Sınamak, tecrübe.
HUBRE: Etten ve balıktan aldıkları hisse.
HUBRU(Y): (C.: Hubruyân) Yüzü güzel olan. Güzel yüz.
HUBS: Kötülük, fenalık, yaramazlık.
HUBS: Vakfolan nesne.
HUBSE: Tutuk mânâsına bir isim.
HUBŞ: Sesi güzel olan bir kuş.
HUBTER: (Hub-terin) f. En güzel, pek güzel.
HUBU': Çocuğun ağlamaktan dolayı sesinin kesilmesi.
HUBUB: (Hubüb) (Habâb. C.) Su üzerinde kabarcıklar.
HUBUB: Tohumlar, tâneler.
HUBUBÂT: Habbeler, tâneli nebatlar, taneler.
HUBUL: (Habl. C.) Urganlar, ipler, halatlar.
HUBUL: El ve ayak kesmek.
HUBUR: Sevinç, sürur, gönül ferahlığı. Şadüman olmak.
Âlimler.
HUBUR: Haberler. Havadisler.
HUBUT: Bâtıl olmak. Beyhude, işe yaramaz olmak.
HUBUT: Aşağıya inme, düşme.
İçerisinde 'HUB' geçenler
HUBB-U CAH: Makam ve mansıb sevgisi.
CÜLHUB: Dizleri büyük olan kadın.
ELHUBBU-LİLLAH: Allah için sevmek. Muhabbet, dostluk, sevgi sırf Allah içindir. Hoş geçim, insanlara olan muhabbet Cenab-ı Hakk'ın rızası içindir. (Bak: Mana-yı harfî)
HABBE (HUBBE): Yol, tarik.
HIBVE (HUBVE): (C.: Hubâ) Gökyüzüne yayılmış büyük bulut. * Dizlerini büküp, mak'adı üzerine oturup, elleri dizleri altından bağlamak. * Bele takılan şey.
HUBAB: Muhabbet. * Mahbub, sevgili olan. * Su üzerinde olan kabarcık ki, habab-ül mâ' derler.
HUBAHİB: Yıldız böceği. * Bahil bir kimsenin adı.
HUBAK: (C.: Hubek) Suya ve kuma rüzgârın etkisiyle yol yol görünen yerler.
HUBAN: f. Güzeller, iyiler.
HUBANNAME: Edb: Güzel ve yakışıklı gençler hakkında yazılan kitap. (Güzel kadınlar hakkında yazılanlara ise "zenanname" denilir.)
HUBAR: Taşlı, yumuşak yer.
HUBARA: (C.: Hubârât) Toy kuşu.
HUBAS: Değirmen unluğu.
HUBASE: Ganimet malı.
HUBASE: Selin derede kazıp yıktığı yerler.
HUBA'SEN: (C.: Huba'senât) Yoğun ve katı nesne.
HUBAT: Cinnete benzer bir sefahet.
HUB-AVAZ: f. Güzel sesli, sesi güzel olan.
HUBB: (Hibâb - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, bağlılık, dostluk. Bir şeyi birisine sevdirmek. * Hulus, lüzum ve sübut. * Muhafaza ve imsâk.
HUBB-U CAH: f. Şöhret düşkünlüğü, makam sevgisi. Rütbe hırsı.(İnsanda, ekseriyet itibariyle hubb-u câh denilen hırs-ı şöhret ve hodfüruşluk ve şan ü şeref denilen riyakârâne halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmağa, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz'î küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için, hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevkeder. Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir. Ehl-i dünya içinde gayet dağdağalıdır; çok ahlak-ı seyyienin de menşeidir; ve insanların da en zaif damarıdır. Yâni: Bir insanı yakalamak ve kendine çekmek, onun o hissini okşamakla kendine bağlar; hem onun ile onu mağlub eder. M.)
HUBB-U EHL-İ BEYT: f. Ehl-i Beyt'e olan sevgi ve bağlılık. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) neslinden gelenleri, onun izinden gidenleri ve onun yolunda sâdık olup sebat edenleri sevmek.
HUBB-UL VATAN: Vatan sevgisi.
HUBB: Hilekâr, dolandırıcı, aldatıcı, kurnaz.
HUBBAN: Habbeler, tâneler, tohumlar. (Hibeb de aynı meâldedir).
HUBBAZÎ: Ebegümeci.
HUBBE: Dostluk.
HUBEB: (Habbe. C.) Buğday, mısır, arpa gibi ufak ve yuvarlak nebatatın taneleri.
HUBESA: (Habis. C.) Habisler, pis şeyler. * Abdestsiz, gusülsüz gezen pis kâfirler.
HUBEYB: (Hubeybe) (C.: Hubeybât) Küçük tane, ufak tane, tanecik.
HUBEYBAT: (Hubeybe. C.) Küçük tanecikler.
HUBÎ: f. Güzellik.
HUBLA: Gebe, hâmile.
HUBLE: Boyuna takılan süs eşyası.
HUBNE: Koltuk altına koyup getirilen şey. * Kaftan eteği. * Don.
HUBR: Bilme, ilim. * Sınamak, tecrübe.
HUBRE: Etten ve balıktan aldıkları hisse.
HUBRU(Y): (C.: Hubruyân) Yüzü güzel olan. Güzel yüz.
HUBS: Kötülük, fenalık, yaramazlık.
HUBS: Vakfolan nesne.
HUBSE: Tutuk mânâsına bir isim.
HUBŞ: Sesi güzel olan bir kuş.
HUBTER: (Hub-terin) f. En güzel, pek güzel.
HUBU': Çocuğun ağlamaktan dolayı sesinin kesilmesi.
HUBUB: (Hubüb) (Habâb. C.) Su üzerinde kabarcıklar.
HUBUB: Tohumlar, tâneler.
HUBUBÂT: Habbeler, tâneli nebatlar, taneler.
HUBUL: (Habl. C.) Urganlar, ipler, halatlar.
HUBUL: El ve ayak kesmek.
HUBUR: Sevinç, sürur, gönül ferahlığı. Şadüman olmak. * Âlimler.
HUBUR: Haberler. Havadisler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HUBB-U CAH : Makam ve mansıb sevgisi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...