Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HUM: f. Küp.
Şarap küpü. İçine şarap doldurulan küp.
HUMAHİN: Yüzük yapılan bir cins siyah taş.
HUMAK: Kabarcık gibi bir şeydir ve insana ârız olur.
HUMAKA: Akıl azlığı, ahmaklık.
HUMAKÎ: (Ahmak. C.) Ahmaklar, salaklar.
HUMAL: Aksaklık.
HUMAME: Süprüntü.
HUMANİZM: (Bak: Hümanizm)
HUMAR: Sarhoşluk veren ve haram olan içkiden sonra gelen baş ağrısı.
Sersemlik.
Bir şeyin acısı burnundan gelmesi.
HUMAR-ÂLUD: f. Süzgün ve baygın göz.
Kendinden geçmiş, şaşkın.
HUMARİS: Sağlam, şiddetli, katı.
HUMASÎ: Arabçada: Aslî harfleri, yani kök harfleri beş adet olan kelime.
Beşe mensub.
Beşli.
HUMAŞE: Diyeti bilinmeyen cinayet.
HUMAT: (Hâmî. C.) Himaye edenler, koruyanlar.
HUMAYUN: (Bak: Hümâyun)
HUMAZ: Kırmızı çiçeği olan bir bitki çeşidi.
Kuzu kulağı.
HUMBARA: f. Küçük küp.
Ask: Demir veya tunçtan dökülmüş, içi boş ve yuvarlak olarak yapılan ve içine patlayıcı maddeler doldurularak havan topu veya elle atılan harp aleti. Havan topu ile atılana havan humbarası, elle atılana da el humbarası denirdi.
Para biriktirmek için kullanılan toprak veya madenden yapılan, bir tarafında para sığacak kadar yarığı bulunan kap. Kumbara.
HUMBARACI: Ask: Yeniçeri teşkilâtı zamanındaki topçu eri. Bu teşkilâtın mensubları havan toplarıyla humbara attıkları için bu adı almışlardı.
HUMBARAHANE: Humbara yapılan beylik fabrika.
Tar: Humbaracılar kışlası.
HUMÇE: f. Küçük küp.
HUMEKA: (Hamik. C.) Ahmak, sersem.
HUMEME: (C.: Humem) Kömür.
Kara kül.
Her ateşte yanan nesne.
HUMEVÎ: Tıb : Sıtmaya ait.
HUMEYYA: şiddet.
HUMHANE: f. Meyhane.
Şarap küplerinin konulduğu yer.
Tas: Âşığın kalbi.
HUMK: Ahmaklık. Bön olmak. Aklı az olmak.
HUML: Kaçmak.
Korkmak.
HUMMA: Ateşli hastalık. Sıtma.
HUMMALI: Ateşli, kızgın.
Çok faaliyetli. Hararetli.
HUMMAZ: Kuzu kulağı.
HUMME: Tamam oldu (meâlinde fiil).
HUMMERE: (C.: Hummer) Kaya kuşu denilen başı kızılca serçe gibi bir kuş.
HUMMİSA: (C.: Hummis) Nohut.
HUMMUS: Nohut.
HUMRAN: (Ahmer. C.) Kırmızılar.
HUMRE: (C.: Humur) Küçük seccade.
Namaz kılacak yer.
Küçük hasır parçası.
Güzelleşmek için kadınların yüzlerine sürdükleri şey.
HUMRET: Kırmızılık. Kızıllık. Masumane şefkat.
HUMRET-İ HİCÂB: Hayâdan, utanmaktan hâsıl olan kırmızılık.
HUMRET-İ ŞAFAK: Şafak kırmızılığı, şafak kızıllığı.
HUMS: Beş bölükten birisi. Beşte bir.
HUMS-İ ÖŞR: Onda birin beşte biri. Yani, bir şeyin ellide biri.
HUMSA: Boş böğürlü ve ince karınlı olmak.
HUMSE: Hürmet.
HUMTANE: Kadının kaynanası.
HUMUD: Düşme. Zayıflama.
Sâkin olmak. Soğumak. Ateş sönmiyerek alevi azalmak.
Bayılmak ve kendini kaybetmek.
Ne helâle, ne de harama iştihası olmamak.
HUMUL: Mahfe taşıyan deve.
(Haml. C.) Yükler.
HUMUL: Bir kimsenin adı sanı batma, ünü ünvanı kaybolma.
HUMUZA: Ekşilik.
HUMUZAT: Ekşi şeyler.
HUMUZET: Ekşilik. Kekrelik.
İçerisinde 'HUM' geçenler
AHMAK-UL HUMAKA: Ahmakların en ahmağı.
BA'DEHUM: Onlardan sonra.
CEHAMET (CÜHUMET): Yüz pörtümek, donuk yüzlü olmak.
EBU HUMEYD: Ayı denilen canavar.
HABL-İ MEVHUM: Mc: Daima olacak gibi görünüp de gittikçe uzaklaşan istek, gaye. Mevhum ip.
HAM' (HUMU'): Eğrilik, aksaklık.
HATT-I MEVHUM: Hayalî çizgi.
HEMAN (HUMÂN): İnce zayıf süngü. * Huysuz ve kötü insan.
HUMAHİN: Yüzük yapılan bir cins siyah taş.
HUMAK: Kabarcık gibi bir şeydir ve insana ârız olur.
HUMAKA: Akıl azlığı, ahmaklık.
HUMAKÎ: (Ahmak. C.) Ahmaklar, salaklar.
HUMAL: Aksaklık.
HUMAME: Süprüntü.
HUMANİZM: (Bak: Hümanizm)
HUMAR: Sarhoşluk veren ve haram olan içkiden sonra gelen baş ağrısı. * Sersemlik. * Bir şeyin acısı burnundan gelmesi.
HUMAR-ÂLUD: f. Süzgün ve baygın göz. * Kendinden geçmiş, şaşkın.
HUMARİS: Sağlam, şiddetli, katı.
HUMASÎ: Arabçada: Aslî harfleri, yani kök harfleri beş adet olan kelime. * Beşe mensub. * Beşli.
HUMAŞE: Diyeti bilinmeyen cinayet.
HUMAT: (Hâmî. C.) Himaye edenler, koruyanlar.
HUMAYUN: (Bak: Hümâyun)
HUMAZ: Kırmızı çiçeği olan bir bitki çeşidi. * Kuzu kulağı.
HUMBARA: f. Küçük küp. * Ask: Demir veya tunçtan dökülmüş, içi boş ve yuvarlak olarak yapılan ve içine patlayıcı maddeler doldurularak havan topu veya elle atılan harp aleti. Havan topu ile atılana havan humbarası, elle atılana da el humbarası denirdi. * Para biriktirmek için kullanılan toprak veya madenden yapılan, bir tarafında para sığacak kadar yarığı bulunan kap. Kumbara.
HUMBARACI: Ask: Yeniçeri teşkilâtı zamanındaki topçu eri. Bu teşkilâtın mensubları havan toplarıyla humbara attıkları için bu adı almışlardı.
HUMBARAHANE: Humbara yapılan beylik fabrika. * Tar: Humbaracılar kışlası.
HUMÇE: f. Küçük küp.
HUMEKA: (Hamik. C.) Ahmak, sersem.
HUMEME: (C.: Humem) Kömür. * Kara kül. * Her ateşte yanan nesne.
HUMEVÎ: Tıb : Sıtmaya ait.
HUMEYYA: şiddet.
HUMHANE: f. Meyhane. * Şarap küplerinin konulduğu yer. * Tas: Âşığın kalbi.
HUMK: Ahmaklık. Bön olmak. Aklı az olmak.
HUML: Kaçmak. * Korkmak.
HUMMA: Ateşli hastalık. Sıtma.
HUMMALI: Ateşli, kızgın. * Çok faaliyetli. Hararetli.
HUMMAZ: Kuzu kulağı.
HUMME: Tamam oldu (meâlinde fiil).
HUMMERE: (C.: Hummer) Kaya kuşu denilen başı kızılca serçe gibi bir kuş.
HUMMİSA: (C.: Hummis) Nohut.
HUMMUS: Nohut.
HUMRAN: (Ahmer. C.) Kırmızılar.
HUMRE: (C.: Humur) Küçük seccade. * Namaz kılacak yer. * Küçük hasır parçası. * Güzelleşmek için kadınların yüzlerine sürdükleri şey.
HUMRET: Kırmızılık. Kızıllık. Masumane şefkat.
HUMRET-İ HİCÂB: Hayâdan, utanmaktan hâsıl olan kırmızılık.
HUMRET-İ ŞAFAK: Şafak kırmızılığı, şafak kızıllığı.
HUMS: Beş bölükten birisi. Beşte bir.
HUMS-İ ÖŞR: Onda birin beşte biri. Yani, bir şeyin ellide biri.
HUMSA: Boş böğürlü ve ince karınlı olmak.
HUMSE: Hürmet.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HUMAHİN : Yüzük yapılan bir cins siyah taş.
HUBB-U CAH : Makam ve mansıb sevgisi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...