Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
HURDE: f. Bir şeyin küçüğü, ufağı.
Ufak şey, ufak parça. Ufak ve kırıntıdan ibaret olan.
Pek ince ve küçük.
HURDE-HÂŞ: f. Param parça, kırık dökük.
HURDE: f. Yenilmiş.
HURDEBÎN: (Hurde-bîn) Mikroskop. Çok küçük, ufak şeyleri, mikropları gösteren âlet.
HURDE-BÎNANE: İnceden inceye. Kılı kırk yararak.
HURDE-BÎNÎ: Gözle görülmeyecek derecede küçük. Mikroskopik.(Gözle görülmeyen hurdebinî bir hayvanın ne kadar keskin duyguları var ki, arkadaşının sesini işitir, rızkını görür, gayet hassas ve keskin hisleri vardır. Şu hâl gösteriyor ki; maddenin küçülüp inceleşmesi nisbetinde âsar-ı hayat tezayüd ediyor, nur-u ruh teşeddüd ediyor. Güya madde inceleştikçe, bizim maddiyatımızdan uzaklaştıkça ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi hararet-i ruh, nur-u hayat daha şiddetli tecelli ediyor. İşte hiç mümkün müdür ki; bu madde perdesinde bu kadar hayat ve şuur ve ruhun tereşşuhatı bulunsun; o perde altında olan âlem-i bâtın ziruh ve zişuurlarla dolu olmasın...S.)
HURDEDAN: f. Nükteleri ve incelikleri anlayan, bilen.
HURDEDANÎ: f. Nükte ve inceliği anlıyan, dikkatli kimse.
HURDEFURUŞ: f. Ufak tefek şeyler satan kimse.
HURDEGİR: f. Sözün içinde tenkid edilecek noksan arayan.
HURDENGÂH: f. Yemek odası.
HURDENÎ: f. Yiyecek şey.
HURDEŞİNAS: f. Dikkatli. İncelikleri ve nükteleri anlayan.
HURDE TEZYİNAT: Tezhibde küçük süsleme motiflerine verilen genel isim.
HURDEVAT: f. Kırık dökük, eski püskü şeyler, öteberi. Hırdavat.
HURDEFURUŞ: f. Ufak tefek şeyler satan kimse.
İçerisinde 'HURDE' geçenler
AB-I HURDENÎ: İçme suyu. İçilir su.
AB-HURDE: f. Su içen.
GUŞ-HURDE: f. Kulağı bükülmüş, terbiye edilmiş.
HURDE-HÂŞ: f. Param parça, kırık dökük.
HURDEBÎN: (Hurde-bîn) Mikroskop. Çok küçük, ufak şeyleri, mikropları gösteren âlet.
HURDE-BÎNANE: İnceden inceye. Kılı kırk yararak.
HURDE-BÎNÎ: Gözle görülmeyecek derecede küçük. Mikroskopik.(Gözle görülmeyen hurdebinî bir hayvanın ne kadar keskin duyguları var ki, arkadaşının sesini işitir, rızkını görür, gayet hassas ve keskin hisleri vardır. Şu hâl gösteriyor ki; maddenin küçülüp inceleşmesi nisbetinde âsar-ı hayat tezayüd ediyor, nur-u ruh teşeddüd ediyor. Güya madde inceleştikçe, bizim maddiyatımızdan uzaklaştıkça ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi hararet-i ruh, nur-u hayat daha şiddetli tecelli ediyor. İşte hiç mümkün müdür ki; bu madde perdesinde bu kadar hayat ve şuur ve ruhun tereşşuhatı bulunsun; o perde altında olan âlem-i bâtın ziruh ve zişuurlarla dolu olmasın...S.)
HURDEDAN: f. Nükteleri ve incelikleri anlayan, bilen.
HURDEDANÎ: f. Nükte ve inceliği anlıyan, dikkatli kimse.
HURDEFURUŞ: f. Ufak tefek şeyler satan kimse.
HURDEGİR: f. Sözün içinde tenkid edilecek noksan arayan.
HURDENGÂH: f. Yemek odası.
HURDENÎ: f. Yiyecek şey.
HURDEŞİNAS: f. Dikkatli. İncelikleri ve nükteleri anlayan.
HURDE TEZYİNAT: Tezhibde küçük süsleme motiflerine verilen genel isim.
HURDEVAT: f. Kırık dökük, eski püskü şeyler, öteberi. Hırdavat.
HURDEFURUŞ: f. Ufak tefek şeyler satan kimse.
LETHURDE: f. Dayak yemiş, dövülmüş, kötek yemiş.
SALHURDE: f. Çok yaşlı, pek ihtiyar.
TAHLİL-İ HURDEBİNÎ: Mikroskopla tahlil.
ZAHMHURDE: f. Mecruh, yaralı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
HURDE-HÂŞ : f. Param parça, kırık dökük.
HURD : f. Küçük. Ufak. İnce. * Kırık. * Ehemmiyetsiz, önemsiz.
HUR : Noksan, eksik.
HUBB-U CAH : Makam ve mansıb sevgisi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...