Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İŞKA': | Şaki ve bedbaht eylemek. |
| İŞKA': | Şikâyet ettirme. İntikam alma, öç alma. Darıltma, gücendirme. |
| İŞKÂL: | Güçleştirme, müşkilleştirme. Zorlaştırma. Şüpheli ve karışık olma. |
| İŞKAMPAVİYA: | İtl. Harp gemilerinden asker naklinde kullanılan en büyük filika. İşkampaviya'lar sandal büyüklüğünde, yalnız ondan daha geniş ve yüksekti. Karaya asker sevkiyatında, gemiye erzak ve levâzım alınmasında kullanıldığı gibi eskiden donanmaya su alınacağı zaman su ile doldurulur, diğer bir filika yedeğinde geminin bordasına götürülerek geminin tulumbasıyla içindeki su nakledilirdi. (O.T.D.S.) |
| İŞKÂR: | f. Av. Avlama. |
| İŞKEMBE: | f. Geviş getiren hayvanların midesinin en büyük kısmı. Karın. |
| İŞKENCE: | F. Eziyet, azab. |
| İŞKESTE: | f. Kırık, bitik. Kırılmış. |
| İŞKİL: | f. Şüphe, vesvese. Vehimlenmek. Hile, tezvir. Sağ ön ayağı ve sol arka ayağı beyaz olan at. |
| İŞKÜFE: | f. Çiçek. |
| İŞKÜNC: | f. Çimdik. |
| IŞK: | (Bak: Aşk) |
| IŞKA: | Sarmaşık adı verilen bir bitki. |
| IŞKÎ: | İki ucu saplı eğri bıçaktır ve deri ve tahta kazımakta kullanılır. |
| IŞK: | (Bak: Aşk) |
| İçerisinde 'IŞK' geçenler | |
| BİCİŞK: | f. Bilgin, hakîm. * Serçe kuşu. |
| BİÇİŞK: | f. Doktor, hekim. |
| BİNCİŞK: | f. Şerçe kuşu. |
| BİŞKEL: | f. Elem, keder, gam, tasa, kasavet. * Orak şeklinde ağaç anahtar. * Kıvırcık saç. |
| BİŞKUFE: | f. Kusma, istifra. * Çiçek. |
| BİŞKUH: | f. İktidarlı. Kuvvet sahibi. Muhterem ve saygıdeğer kimse. |
| BİŞKUL: | f. Becerikli, çevik. * İhtiyatlı, tedbirli. * Akıllı. * Kuvvet sahibi. |
| BİZİŞK: | f. Tabib, hekim, doktor. |
| BİZİŞKÎ: | f. Doktorluk, hekimlik, cerrahlık. |
| DİMİŞK: | Şam şehri. Suriye'nin başkenti. |
| DİMİŞKÎ: | Şam şehriyle alâkalı. Şam'a ait ve müteallik. * Şam'da yapılan ve güzel san'atlarda kullanılan bir nevi kâğıt. |
| GÜNCİŞK: | f. Serçe kuşu, usfur. |
| HÂHİŞGER (HÂHİŞKER): | f. Arzulayan. İsteyen. İstekli. |
| HÂHİŞGERAN (HÂHİŞKERÂN): | f. Hâhişgerler, istekliler, tâlibler. |
| İSTİŞKAL: | Zorlaştırma, güçleştirme, müşkülât verme. |
| İŞKA': | Şaki ve bedbaht eylemek. |
| İŞKA': | Şikâyet ettirme. * İntikam alma, öç alma. * Darıltma, gücendirme. |
| İŞKÂL: | Güçleştirme, müşkilleştirme. * Zorlaştırma. * Şüpheli ve karışık olma. |
| İŞKAMPAVİYA: | İtl. Harp gemilerinden asker naklinde kullanılan en büyük filika. İşkampaviya'lar sandal büyüklüğünde, yalnız ondan daha geniş ve yüksekti. Karaya asker sevkiyatında, gemiye erzak ve levâzım alınmasında kullanıldığı gibi eskiden donanmaya su alınacağı zaman su ile doldurulur, diğer bir filika yedeğinde geminin bordasına götürülerek geminin tulumbasıyla içindeki su nakledilirdi. (O.T.D.S.) |
| İŞKÂR: | f. Av. * Avlama. |
| İŞKEMBE: | f. Geviş getiren hayvanların midesinin en büyük kısmı. * Karın. |
| İŞKENCE: | F. Eziyet, azab. |
| İŞKESTE: | f. Kırık, bitik. Kırılmış. |
| İŞKİL: | f. Şüphe, vesvese. Vehimlenmek. * Hile, tezvir. * Sağ ön ayağı ve sol arka ayağı beyaz olan at. |
| İŞKÜFE: | f. Çiçek. |
| İŞKÜNC: | f. Çimdik. |
| MİŞK: | Aşı dedikleri kızıl toprak. |
| MİŞKA: | Tarak. |
| MİŞKAS: | (C: Meşâkıs) Ensiz uzun demir. |
| MİŞKAT: | İçine lâmba konan küçük hücre. Duvarda içine ışık konulan yer. * Kandil. |
| NALİŞKÂR: | (Nâlişker) f. İnleyen, inildiyen. |
| NÜMAYİŞKÂR: | f. Gösterişli. |
| NÜMAYİŞKÂR: | f. Gösterişli. |
| PERESTİŞKÂR: | İbâdet edercesine seven, çok ileri sevgi ve hürmet besleyen. |
| PİŞKEŞ: | f. Hediye, armağan, hibe. |
| SİRİŞK: | f. Göz yaşı. * Ateş şeraresi. |
| VERZİŞKÂR: | f. Çalışkan. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İŞKA' : | Şaki ve bedbaht eylemek. |
| ÎŞ : | Yaşayış. Yaşamak. Zevk u safa sürmek. * Hayata medar olan ve geçinilen şeyler. * Ekmek. Gıda. |