Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İHN: Yün. Renkli yün, renkli kumaş.
İHNA': Acıma, merhamet etme, şefkat etme.
İHNAC: Bir şeyi bir yana eğme.
İHNAK: (Hunk. dan) Boğma.
İHNAK: (Hunk. dan) Kin bağlama. Gazaplandırma.
İHNET: Gazap, öfke. Hiddet.
Kalb katılığı.
Kin bağlamak.
IHN: Boyalı sof kumaş.
Renkli yün.
IHN-İ MENFUŞ: Didilmiş kumaş. Hallac edilip atılmış renkli yün.
IHNA': İfsad etmek, bozmak.
Yaramaz söz söylemek.
İçerisinde 'IHN' geçenler
BÂR-I MİHNET: Eziyet. * Elem yükü.
BİHNANE: f. Beyaz ve has ekmek.
CİHNAM: Derin kuyu.
DEVR-İ MİHNET: Dünya, cihan, küre-i arz.
İHNA': Acıma, merhamet etme, şefkat etme.
İHNAC: Bir şeyi bir yana eğme.
İHNAK: (Hunk. dan) Boğma.
İHNAK: (Hunk. dan) Kin bağlama. Gazaplandırma.
İHNET: Gazap, öfke. Hiddet. * Kalb katılığı. * Kin bağlamak.
İMKÂN-I ZİHNÎ: Bir şeyin mümkün olabileceğini zihinle düşünmek.(Vesveseli adam imkân-ı zâtî ile imkân-ı zihnîyi birbiriyle iltibas eder. Yani, bir şeyi zâtında mümkün görse, o şeyi zihnen dahi mümkün ve aklen meşkuk tevehhüm eder. Halbuki, İlm-i Kelâm'ın kaidelerindendir ki; imkân-ı zâtî ise, yakîn-i ilmîye münâfi değil ve zaruret-i zihniyyeye zıddiyyeti yoktur. Meselâ: Şu dakikada Karadeniz'in yere batması zâtında mümkündür ve o imkân-ı zâtî ile muhtemeldir. Halbuki yakînen o denizin yerinde olduğunu hükmediyoruz. Şüphesiz biliyoruz ve o ihtimâl-i imkânî ve o imkân-ı zâtî bize şek vermez, bir şüphe getirmez, yakînimizi bozmaz. Meselâ: Şu güneş zatında mümkündür ki, bugün gurub etmesin veya yarın tulu' etmesin. Halbuki bu imkân, yakînimize zarar vermez, şüphe getirmez. İşte bunun gibi, meselâ: Hakaik-ı imâniyeden olan hayat-ı dünyeviyenin gurubuna ve hayat-ı uhreviyyenin tuluuna, imkân-ı zâtî cihetinde gelen vehimler, yakîn-i imanîye zarar vermez. Hem "lâ ibrete li-l-ihtimali-l-gayri-n-nâşi an delilin" yani: "Bir delilden neş'et etmeyen bir ihtimalin hiç ehemmiyeti yoktur" olan kaide-i meşhure, hem usul-üd din, hem usul-ü fıkhın kaide-i mukarreresindendir. S.)
MEHN (MİHN): Hizmet. * Mübtezellik, değersizlik.
MİHNEKA: (C.: Mehânık) Maktul. * Gerdanlık. * Boğacak âlet.
MİHNET: Zahmet. Eziyet. Dert. Belâ. * Mc: Tecrübe, sınamak.
MİHNET-ÂBÂD: f. Keder, mihnet ve gam dolu olan yer. * Mc: Dünya.
MİHNETDİDE: f. Musibete uğramış. Keder ve mihnet görmüş.
MİHNETGÂH: f. Keder, gam ve mihnet çekilen yer. * Mc: Dünya.
MİHNETKEDE: f. Gam ve keder çekilen yer. Nihnet yeri. * Mc: Dünya.
MİHNETKEŞ: f. Keder, eziyet ve mihnet çeken.
MİHNETZEDE: f. Afet ve belâya uğramış. Keder, mihnet ve musibete giriftar olmuş.
MİHNETKEŞ: f. Keder, eziyet ve mihnet çeken.
SARF-I ZİHN: Akıl sarfetme, akıl harcama.
TARİHNÜVİS: (C.: Tarihnüvisân) f. Tarih yazan. Müverrih.
ZİHN-İ MAHDUD: Dar zihin.
ZİHNEN: Zihin ile, düşünerek, akıl ile.
ZİHNÎ: (Zihniyye) Zihinle alâkalı. Zihne âit.
ZİHNİYYÂT: Zihne ait hususlar. Zihinle ilgili meseleler.
ZİHNİYYET: Düşünce. Düşünce yolu. * Anlayış. * Kafa.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İHNA' : Acıma, merhamet etme, şefkat etme.
İHA : Sevketme, gönderme.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...