| Kelime | Anlam |
|---|
| İKAB: | Şiddetli azab, eziyet, ceza. |
| IKAB: | Azap, mihnet. |
| İçerisinde 'IKAB' geçenler |
|---|
| DÂR-ÜL İKAB: | Cehennem. Çok azab çekilen yer. |
| GİRAN-RİKAB: | f. Ciddi ve vakur kimse. * Harpte düşmana saldıran, azimli kişi. |
| GÜL-NİKAB: | f. Yüzü gülle örtülü, pembe yüzlü. |
| İNSİKAB: | Delinme. |
| İNSİKAB-I LÜ'LÜ': | İncinin delinmesi. |
| İRTİKÂB: | Bir işe girişmek. * Kötü bir iş işlemek. Rüşvet almak gibi çirkin bir şey yapmak. * Bir makamı âlet ederek, hakkı olmayan para veya malı hile ile almak. |
| İRTİKAB: | Bekleme, gözleme. * Ümit etme, umma. |
| İ'TİKAB: | Veresiye vermeme. Bir malı borç olarak satmama. Parasını almadıkça malı teslim etmeme. |
| NİKAB: | Yüz örtüsü, peçe, perde. |
| NİKABE (NEKABE): | Kâhyalık. * Ululuk. |
| NİKÂBET: | Rüzgârın ters yönlerden esmesi. |
| PÂ-BE-RİKÂB: | Hareket etmek üzere olan. |
| RİKAB: | (Rakabe. C.) Boyunduruk altında olanlar. Kullar, köleler. * Boyun, ense kökü. |
| RİKÂB: | Özengi. * Büyük bir kimsenin huzuru, önü, makamı. |
| RİKÂBDAR: | Padişahların atla bir yere gidişleri sırasında özengiyi tutmak suretiyle ata binip inmelerine yardım eden kişi. |
| RİKÂBÎ: | Binici, binen. |
| SİKAB: | Su çeken. Su çekici. |
| ŞİKAB: | İki dağ arası. * İki kaya arası. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| İKA' : | (Vuku'. dan) Vuku buldurmak. Fena bir şey yapmak. Meydana getirmek. Yetiştirmek. Düşürmek. |