Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İKAL: Ayak bağı, ayak köstegi.
Bağ, bend.
İKALE: Pazarlığı bozma. Her iki tarafın isteğiyle alışveriş mukavelesini bozma. Bir hukuki muamele ile meydana gelen vaziyetin diğer bir hukuki muamele ile eski haline getirilmesi.
Demediği halde "Dedin" diye iddia etme.
IKAL: İkl, bağ, bend.
Daha ziyade Arabların başlarına koyup sardıkları bağ, agel. (Bak: Sâhib-üt tac)
İçerisinde 'IKAL' geçenler
FERAG Ü İNTİKAL: Alım satımda tapu muâmeleleri.
HİKAL: Zayıflık, süstlük.
İFTİKAL: Çok çalışma, bir işte çok fazla emek harcama, pek fazla gayret sarfetme.
İKALE: Pazarlığı bozma. Her iki tarafın isteğiyle alışveriş mukavelesini bozma. Bir hukuki muamele ile meydana gelen vaziyetin diğer bir hukuki muamele ile eski haline getirilmesi. * Demediği halde "Dedin" diye iddia etme.
İNTİKAL: Bir yerden bir yere nakletmek. Tebdil-i mekân etmek. * Göçmek, geçmek. * Sirâyet. Bulaşmak. * Bir şeyin miras olarak kalması. * Bir mes'eleden diğer bir hususu veya neticeyi anlamak.
İNTİKALEN: İntikal suretiyle.
İNTİKALÎ: İntikal ile ilgili.
İ'TİKÂL: (Ekl. den) Kemirme, kemirerek yeme. * Dalgaların, deniz kenarlarındaki karaları döğerek aşındırması. * Tıb: Yaranın, vücudu yemesi. Yaranın büyümesi.
İ'TİKÂL-İ SEVÂHİL: Kıyıların aşınması.
İ'TİKAL: Sağmak için koyunun ayaklarını iki bacağı arasına alma. * Devenin dizini büküp bağlama. * Güreş yaparken rakibini sarmaya getirip yıkma.
İ'TİKAL: Zorlaşma, müşkilleşme.
İTTİKÂL: Allah'a tevekkül etme, güvenme, dayanma.
NİKÂL: f. Ateşli kömür parçası.
NİKÂL: Dizgin demiri.
NİKAL: Devenin suyu içip gittikten sonra gelip yine içmesi.
PADERİKAL: (Pâ-der-ikal) f. Ayağı köstekli, ayağı bağlı, hareketsiz.
SEHAB-ÜS SİKAL: Ağır yağmur bulutları.
SERİ-ÜL İNTİKAL: Çabuk anlayan, çok zeki.
SİKAL: Ağır olan, ağır şeyler. (Bak: Sekal)
SİKALİŞ: (Bak: Sigâliş)
SÜR'AT-İ İNTİKAL: Çabuk anlayıp intikal etme. Kavrama çabukluğu.
ŞİKAL: Devenin palanını bağlıyan ip. * Devenin ayağının bağlandığı ip, köstek. * El ve ayak zinciri. * Üç ayağı beyaz olan at.
VİKAL (VEKÂL): Devamlı diğer davarların ardına kalan davar.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İKALE : Pazarlığı bozma. Her iki tarafın isteğiyle alışveriş mukavelesini bozma. Bir hukuki muamele ile meydana gelen vaziyetin diğer bir hukuki muamele ile eski haline getirilmesi. * Demediği halde "Dedin" diye iddia etme.
İKA' : (Vuku'. dan) Vuku buldurmak. Fena bir şey yapmak. Meydana getirmek. Yetiştirmek. Düşürmek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...