Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İLKA': Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
İLKAAT: Zararlı sözlerle şaşırtmak.
Bırakmalar, terk etmeler.
İLKAH: Döllenmek. Döllemek. Gebe bırakmak. Aşılamak.
Tıb: İki ayrı cins hücrenin birleşmesi.
İLKAHAT: (İlkah. C.) İlkahlar, döllemeler, gebe bırakmalar.
İLKAM: Yutturma, boğazından geçirtme.
İLKAN: Çabuk ezberleme.
İLKBAHAR: t. Mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan mevsim.
İLKE: (Bak: Unsur - Umde - Mebde')
İLKEL: (Bak: İbtidâi)
İLKTEŞRİN: Ekim ayı. Teşrin-i evvel.
ILK: (C.: Alâk) Kurumak.
şarap, hamr.
Her nesnenin iyisi.
ILK: Sakız.
Ağızda çiğnenen şey.
ILKA: Kişinin göbeğine dek olan gömlek.
ILKİD: Şişman, kısa boylu, hakir ve hayrı az olan kadın.
Katı yoğurt.
İçerisinde 'ILK' geçenler
ACİBE-İ HİLKAT: Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan. (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)
AFV-İ ANİLKAT': Huk: Azalarından biri kesilen bir şahsın, buna karşılık hak kazandığı diyet veya kısas davalarından vaz geçmesi.
BİLKASD: Kasd ile, düşünerek. Bilerek.
BİLKUVVE: Fiil mertebesine varmadan. Tasavvurda, tasavvurî olarak. Düşünce halinde. Kabiliyet ve istidat ile.
BİLKÜLLİYE: Tamamı ile. Büsbütün. Bütün ile. Tamamen.
DÂHİYE-İ HİLKAT: Yaradılıştan dâhi olan. Hârika.
FİLK: Zahmet, meşakkat. * Acib emir. * Parça.
HİLKAM: Arslan, esed. *İri yapılı, cüsseli, şişman.
HİLKAT: Doğuştan gelen vasıf. Yaratma. Yaratılış.
HİLKATEN: Yaratılıştan. Doğuştan.
HİLKIYYAT: Yaratılışla alâkalı, hilkatte olan evsaf.
HİLKIYYET: Yaratılışta olma, hilkî olma.
HİLKÎ: Hilkate âit, yaratılıştan. Yaratılışa dâir. Yaratılışta. * Zâti.
İLKA': Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
İLKAAT: Zararlı sözlerle şaşırtmak. * Bırakmalar, terk etmeler.
İLKAH: Döllenmek. Döllemek. Gebe bırakmak. Aşılamak. * Tıb: İki ayrı cins hücrenin birleşmesi.
İLKAHAT: (İlkah. C.) İlkahlar, döllemeler, gebe bırakmalar.
İLKAM: Yutturma, boğazından geçirtme.
İLKAN: Çabuk ezberleme.
İLKBAHAR: t. Mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan mevsim.
İLKE: (Bak: Unsur - Umde - Mebde')
İLKEL: (Bak: İbtidâi)
İLKTEŞRİN: Ekim ayı. Teşrin-i evvel.
İSTİLKA': Arka üstü yatarak uyuma.
KİLK: f. Kalem. Kamış kalem. * Kamıştan ok.
MİLK: Mal cinsinden olan yer. Birisinin tasarrufu altında bulunan yer. Mülk.
MİLK-İ YEMİN: Köle, cariye.
MİLKA: Eskiden mürekkep hokkalarına konulan ham iplik.
MİLKAT: Cerrah cımbızı.
MİLKAT: (C: Melâkıt) Tandırdan ekmek çıkaracak âlet.
MİLKDAR: f. Hükümdar, pâdişah. Mülk sâhibi.
MİLKED: Nesne dövecek âlet.
MUKTEZA-İ HİLKAT: Yaradılışın gerektirdiği şey. Yaradılış itibariyle olan hal ve netice.
NAKŞ-I KİLKÎ: Kalemle yapılan nakış.
NETİCE-İ HİLKAT: Yaratılışın sonu, gayesi. Yaratılmanın neticesi.
SEBEB-İ HİLKAT: Yaratılışa sebeb ve gaye, yaratılışa vâsıta ve âlet olan.(... Nasıl ki O Zât, hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vüsulüdür. Öyle de duasıyla, niyazıyla o saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadıdır. S.)
SİLK: Dizi, sıra. * Yol, tarik. * İplik, hayt.
SİLK(A): Çöğenler adı verilen havuç. * Pancar. * Kurt, zi'b. * Şerli, ahlâksız kadın.
SİLKA': Arkası üstüne yatmak.
TILSIM-I MÜŞKİLKÜŞÂ: Açılması ve anlaşılması zor olan İlâhî gizli mânaları, hakikatları açan tılsım.
TİLKA': Taraf, yön, cihet. * Hiza. * Mülâkat. Görüşmek ve buluşmak.
TİLKA-İ NEFİS: Nefis tarafından. Nefis cihetinden.
TUBA-İ HİLKAT: Hilkat ağacı, hilkat tubası. Kâinat, teşbih yapılarak tuba ağacına benzetilmiştir.(Tuba-i hilkatten semavat şıkkına hep kehkeşan ağsanınaBir Cemil-i Zülcelâl'in dest-i hikmetiyle takılmış pek güzel meyveleriz biz. M.)
U'CUBE-İ HİLKAT: Yaratılıştan insanlara hayret verici olan. Şaşılacak, hayrete düşülecek hilkat garibesi.
ZÂT-UL İLKAH-İ ZÂHİRE: İlkahı (döllenmesi) çiçek vâsıtasıyla olan nebat.
ZİLKA'DE: Arabi ayların on birincisi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İLKA' : Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
İLA : Son, nihâyet, dek, değin,...ye,...ye kadar (mânâlarına gelir, harf-i cerdir.)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...