Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İRAS: | Sebeb olmak, vermek. Vâris kılmak, miras bırakmak, miras yemek. Gerekmek. |
| İRAS-I FÜTUR: | Bıkkınlık verme. |
| İRAS: | (Ağaç) yapraklanma. Yosun olma. |
| IRAS: | Devenin başını ayağına bağladıkları ip. |
| İçerisinde 'IRAS' geçenler | |
| BİRASTE: | f. Budanmış ağaç. Fazla dalları kesilmiş ağaç. |
| DİRASE: | Kitab okumak. * Elbiseyi eskitmek. * Gizli yol. * Harmanda buğday döğmek. * Uyuz olan deveyi katranlamak. |
| FİRAS: | Çok fazla kırmızı nesne. |
| FİRASET: | Zihin uyanıklığı. Bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti. Bir kimsenin ahlâk ve istidadını yüzünden anlamak. Firasetin bir nev'i, sebebini anlamadan ve ilham eseri olarak vücuda gelen seziştir. Diğer nev'i ise kesbîdir. Muhtelif huy ve tabiatları bilmek neticesinde hâsıl olur. (L.R.) * Yiğitlik. * Binicilik. |
| HİRAS: | f. Korku. Şaşırıp bozulmak, ürküp çekinmek. |
| HİRASAN: | f. Korkak, ürkek, korkan, çekinen. |
| HİRASE: | f. Bostan korkuluğu. Korkutacak şey. |
| HİRASET: | (Bak: Harâset) |
| İFTİRAS: | Yırtmak. Parçalamak. Yırtıp parçalamak. * Zorla yere yıkmak. |
| İFTİRAS: | Fırsat gözlemek. Fırsatı ganimet bilmek. |
| İHTİRAS: | Aşırı istek sahibi olmak, hırs duymak, şiddetli arzu. |
| İHTİRAS: | (Hiraset. den) Kaçınmak, kendini korumak, muhafaza etmek. * Kesmek. |
| İHTİRAS: | Ekme. |
| İHTİRASAT: | (İhtiras. C.) Şiddetli arzu ve istekler. İhtiraslar. |
| İHTİRASÎ: | Korunma, muhafaza olunma, kendini gözetme. |
| İKTİRAS: | Bir işe ehemmiyet verme, bir şeyi mühimseme. * Kederli ve hüzünlü olma. |
| İMTİRAS: | Sürtünme, kaşınma. |
| İMTİRAS-I HİMAR: | Eşeğin sürtünüp kaşınması. |
| İNDİRAS: | Zail olma, eseri kalmama, mahvolma. Bozulma. |
| İNŞİRAS: | (Soğuktan dolayı) el çatlama. |
| İRAS-I FÜTUR: | Bıkkınlık verme. |
| MİRAS: | Ölen kimseden akrabalarına ve yakınlarına kalmış olan mal, mülk.( $ olan hükm-ü Kur'anî, mahz-ı adâlet olduğu gibi, ayn-ı merhamettir. Evet adâlettir. Çünki; ekseriyet-i mutlaka itibariyle bir erkek, bir kadın alır, nafakasını taahhüt eder. Bir kadın ise, bir kocaya gider, nafakasını ona yükler; irsiyetteki noksanını telâfi eder. Hem merhamettir, çünki: O zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur'ana göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi ona, "Benim servetimin yarısını, ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebeb olacak zararlı bir çocuk" nazariyle endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz. Hem kardeşinden rekabetsiz, hasedsiz bir merhamet ve himayet görür. Kardeşi ona, "hânedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakib" nazariyle bakmaz; o merhamete ve himayete bir kin, bir iğbirar katmaz. Şu halde o fıtraten nazik, nâzenin ve hilkaten zaife ve nahife kız, sûreten, az bir şey kaybeder; fakat ona bedel akaribin şefkatinden, merhametinden, tükenmez bir servet kazanır. Yoksa rahmet-i Hak'tan ziyade ona merhamet edeceğiz diye hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür. Belki zaman-ı câhiliyette gayret-i vahşiyaneye binaen kızlarını sağ olarak defnetmek gibi gaddarâne bir zulmü andıracak şu zamanın hırs-ı vahşiyanesi, merhametsiz bir şenâate yol açmak ihtimali vardır. M.) |
| MİRASHAR: | f. Mirasyedi. Kendine kalan mirası yiyen. Mirashor. |
| PİRASTE: | f. Tertibedilmiş, düzenlenmiş donatılmış, süslü.Pirastegî $ . f. Düzen, intizam. |
| TİRASE: | (Türs. C.) Ask: Kalkanlar. |
| VİRASE: | Mirasyedilik. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İRAS-I FÜTUR : | Bıkkınlık verme. |
| İRA : | Bağış yapma, iyilikte bulunma. * Çakmaktan ateş çıkarma. Parlama. |