Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İYAN: (Bak: Ayân)
İYANÎ: Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair.
IYAN: (Bak: Ayân)
İçerisinde 'IYAN' geçenler
ACEMİYAN: f. (Acemi. C.) İranlılar. Acemler. * Acemiler, tecrübesizler.
ÂDEMİYÂN: (Âdem. C.) İnsanlar.
AHEN-ÂŞİYÂN: f. Dikiş yüksüğü.
AHİYANE: f. Damak. * Tıb: Boğaz.* Beyin kemiği.
ÂLEMİYAN: (Âlemî. C.) Âleme mensub olanlar, insanlar.
ÂMİYANE: f. Âdice. Bayağıca. Cahillere yakışır surette.
ARŞİYÂN: f. Arş'ın etrafında tesbih ederek dolaşan melekler.
AŞİYAN (E): f. Kuş yuvası. * Mc: İkâmetgâh. Ev, mesken.
AŞİYAN-I HARÂB: Yıkılmış yuva, tahrib edilmiş mesken.
AŞİYAN-SÂZ: f. Yuva kuran, mesken yapan.
AŞİYAN-SÂZ: f. Yuva kuran, mesken yapan.
BAGİYANE: f. Allah'a isyan edenlere ve âsilere yakışır surette. * Zâlimlere yakışır şekilde.
BÂKİYÂNE: f. Ağlayarak.
BÂKİYÂNE: f. Bâki olana yakışır surette. Ebediyyete yakışır şekilde. Sonsuzca.
BEDEVİYANE: f. Bedevilere uygun şekilde, çölde yaşayanlar gibi.
BEKTAŞİYÂN: f. Bektâşiler. Yeniçeriler.
BİYAN: Gece. Gece ile gelen belâ.
BEKTAŞİYÂN: f. Bektâşiler. Yeniçeriler.
CENGİZİYAN: f. Cengiz soyundan gelenler, bunlara tâbi olan kimseler.
CİHANİYAN: f. Dünya ahalisi olan insanlar.
DAİYAN: (Dâi. C.) Dua edenler, duacılar.
DİYANET: Dindarlık. Dinin hükümlerine riâyet ve muktezasınca amel etmek. Din emirlerinin hüsn-ü ihtiyar ile tatbiki. Din işleri.
EHL-İ DİYÂNET: Din işlerinden anlayanlar. Dindarlar.
FİKR-İ ÂMİYANE: Bayağı fikir, alelâde düşünce.
GARDİYAN: Fr. Kolcu, nöbetçi, muhafız.
HACİYAN: (Hâcı. C.) Hacılar, hacc farizasını yerine getirmiş olan müslümanlar.
HAKİYAN: (Hâki. C.) İnsanlar, nev'-i beşer, dünya halkı.
HEM-AŞİYAN: f. Bir yerde beraber bulunan, bir yuvada birlikte olan.
HINZİYAN: Faydasız ve mânasız sözler konuşan.
HIRİSTİYANLIK: (Bak: İsevî)
HİYAN: Zaman, devre.
HİYANET: (Bak: Hıyânet)
İDDİYAN: Borçlanma, borca girme.
İFRAZCİYAN: Darphanede sikke (para) kesenler. Altun, gümüş ve bakır madenlerini para haline getirdikleri için bu tabir meydana gelmiştir.
İHTİYAN: Sözde durmama, emanete hiyanet etme.
İRBİYAN: Teke, istakoz gibi deniz hayvanları.
İSLAMİYAN: f. İslâmlar.
İ'TİYAN: Dik dik bakma, gözünü dikme. * Yardım etme.
İYANÎ: Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair.
İZDİYAN: Süslenme, bezenme.
IDHİYAN: Nurlu, ruşen, parlak.
INTİYAN: Yiğitlik evveli.
JİYAN: f. Kızgın, kükremiş, hışımlı. (Bu tabir, ekseriyetle arslanlar hakkında kullanılır.)
KIBTİYAN: (Kıbti. C.) Kıbtiler, çingeneler.
KİYAN: f. Merkez. * Yıldız, seyyâre.
KİYAN: Tabiat.
KİYANE: Kefâlet, kefil olma.
KUDSİYAN: Kudsiler. * Melekler. Melâike taifesi.
LAHİYANE TA'ZİB: f. Oyun olsun diye zahmet vermek. Oynarcasına azab vermek.
LAHUTİYAN: Uluhiyet âlemine girebilen melekler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İYANÎ : Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair.
İYAB : Avdet eylemek, geri dönmek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...