| Kelime | Anlam |
|---|
| İYAN: | (Bak: Ayân) |
| İYANÎ: | Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair. |
| IYAN: | (Bak: Ayân) |
| İçerisinde 'IYAN' geçenler |
|---|
| ACEMİYAN: | f. (Acemi. C.) İranlılar. Acemler. * Acemiler, tecrübesizler. |
| ÂDEMİYÂN: | (Âdem. C.) İnsanlar. |
| AHEN-ÂŞİYÂN: | f. Dikiş yüksüğü. |
| AHİYANE: | f. Damak. * Tıb: Boğaz.* Beyin kemiği. |
| ÂLEMİYAN: | (Âlemî. C.) Âleme mensub olanlar, insanlar. |
| ÂMİYANE: | f. Âdice. Bayağıca. Cahillere yakışır surette. |
| ARŞİYÂN: | f. Arş'ın etrafında tesbih ederek dolaşan melekler. |
| AŞİYAN (E): | f. Kuş yuvası. * Mc: İkâmetgâh. Ev, mesken. |
| AŞİYAN-I HARÂB: | Yıkılmış yuva, tahrib edilmiş mesken. |
| AŞİYAN-SÂZ: | f. Yuva kuran, mesken yapan. |
| AŞİYAN-SÂZ: | f. Yuva kuran, mesken yapan. |
| BAGİYANE: | f. Allah'a isyan edenlere ve âsilere yakışır surette. * Zâlimlere yakışır şekilde. |
| BÂKİYÂNE: | f. Ağlayarak. |
| BÂKİYÂNE: | f. Bâki olana yakışır surette. Ebediyyete yakışır şekilde. Sonsuzca. |
| BEDEVİYANE: | f. Bedevilere uygun şekilde, çölde yaşayanlar gibi. |
| BEKTAŞİYÂN: | f. Bektâşiler. Yeniçeriler. |
| BİYAN: | Gece. Gece ile gelen belâ. |
| BEKTAŞİYÂN: | f. Bektâşiler. Yeniçeriler. |
| CENGİZİYAN: | f. Cengiz soyundan gelenler, bunlara tâbi olan kimseler. |
| CİHANİYAN: | f. Dünya ahalisi olan insanlar. |
| DAİYAN: | (Dâi. C.) Dua edenler, duacılar. |
| DİYANET: | Dindarlık. Dinin hükümlerine riâyet ve muktezasınca amel etmek. Din emirlerinin hüsn-ü ihtiyar ile tatbiki. Din işleri. |
| EHL-İ DİYÂNET: | Din işlerinden anlayanlar. Dindarlar. |
| FİKR-İ ÂMİYANE: | Bayağı fikir, alelâde düşünce. |
| GARDİYAN: | Fr. Kolcu, nöbetçi, muhafız. |
| HACİYAN: | (Hâcı. C.) Hacılar, hacc farizasını yerine getirmiş olan müslümanlar. |
| HAKİYAN: | (Hâki. C.) İnsanlar, nev'-i beşer, dünya halkı. |
| HEM-AŞİYAN: | f. Bir yerde beraber bulunan, bir yuvada birlikte olan. |
| HINZİYAN: | Faydasız ve mânasız sözler konuşan. |
| HIRİSTİYANLIK: | (Bak: İsevî) |
| HİYAN: | Zaman, devre. |
| HİYANET: | (Bak: Hıyânet) |
| İDDİYAN: | Borçlanma, borca girme. |
| İFRAZCİYAN: | Darphanede sikke (para) kesenler. Altun, gümüş ve bakır madenlerini para haline getirdikleri için bu tabir meydana gelmiştir. |
| İHTİYAN: | Sözde durmama, emanete hiyanet etme. |
| İRBİYAN: | Teke, istakoz gibi deniz hayvanları. |
| İSLAMİYAN: | f. İslâmlar. |
| İ'TİYAN: | Dik dik bakma, gözünü dikme. * Yardım etme. |
| İYANÎ: | Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair. |
| İZDİYAN: | Süslenme, bezenme. |
| IDHİYAN: | Nurlu, ruşen, parlak. |
| INTİYAN: | Yiğitlik evveli. |
| JİYAN: | f. Kızgın, kükremiş, hışımlı. (Bu tabir, ekseriyetle arslanlar hakkında kullanılır.) |
| KIBTİYAN: | (Kıbti. C.) Kıbtiler, çingeneler. |
| KİYAN: | f. Merkez. * Yıldız, seyyâre. |
| KİYAN: | Tabiat. |
| KİYANE: | Kefâlet, kefil olma. |
| KUDSİYAN: | Kudsiler. * Melekler. Melâike taifesi. |
| LAHİYANE TA'ZİB: | f. Oyun olsun diye zahmet vermek. Oynarcasına azab vermek. |
| LAHUTİYAN: | Uluhiyet âlemine girebilen melekler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| İYANÎ : | Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair. |
| İYAB : | Avdet eylemek, geri dönmek. |