Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| KÂSE: | f. Tas veya çanak. Kâse gibi olan çukurluk. Başı kaplayan ve başın üstündeki kemik. |
| KÂSE-İ ÇEŞM: | Göz çukuru. |
| KÂSE-İ FAĞFUR: | f. Çin porseleni. Çin porseleninden yapılan kâse. |
| KÂSE-İ SER: | Kafatası. |
| KÂSE-BEND: | f. Çatlamış, kırılmış. Kâse gibi şeyleri tamir eden kimse. |
| KASED: | şahyar dedikleri nesne. |
| KÂSE-GER: | f. Kâseci, kâse yapan. |
| KÂSEHA: | (Kâse. C.) Kâseler. |
| KÂSE-LİS: | (Kâselis) f. Çanak yalayıcı. Çok yiyen, obur. Hırslı. Dalkavukluk. Alçak huylu kimse. Dilenci. |
| KÂSE-LİSAN: | (Kâselis. C.) Dalkavuklar, çanak yalayıcılar. |
| KASEM: | Yemin. Ahdetme. |
| KASEMÂT: | Ahdler, yeminler. |
| KASEMÂT-I KUR'ANİYE: | Kur'andaki ahitler, yeminler. |
| KASES: | Hidayet edici delil. |
| KÂSE-İ ÇEŞM: | Göz çukuru. |
| İçerisinde 'KÂSE' geçenler | |
| BÂ-İ KASEM: | Arabçada yemin maksadı ile kelime başına getirilen bâ. $ "Billâhi" gibi. * Farsçada: Bâ $ diye yazılırsa; ile, beraber, birlikte, sâhip mânalarına gelir. Arapçadaki Zû gibidir. |
| JİKASE: | f. Kirpi. |
| KÂSE-İ ÇEŞM: | Göz çukuru. |
| KÂSE-İ FAĞFUR: | f. Çin porseleni. Çin porseleninden yapılan kâse. |
| KÂSE-İ SER: | Kafatası. |
| KÂSE-BEND: | f. Çatlamış, kırılmış. * Kâse gibi şeyleri tamir eden kimse. |
| KASED: | şahyar dedikleri nesne. |
| KÂSE-GER: | f. Kâseci, kâse yapan. |
| KÂSEHA: | (Kâse. C.) Kâseler. |
| KÂSE-LİS: | (Kâselis) f. Çanak yalayıcı. Çok yiyen, obur. Hırslı. * Dalkavukluk. Alçak huylu kimse. * Dilenci. |
| KÂSE-LİSAN: | (Kâselis. C.) Dalkavuklar, çanak yalayıcılar. |
| KASEM: | Yemin. Ahdetme. |
| KASEMÂT: | Ahdler, yeminler. |
| KASEMÂT-I KUR'ANİYE: | Kur'andaki ahitler, yeminler. |
| KASES: | Hidayet edici delil. |
| KASKASE: | Çok karanlık gece. * Asâ, sopa, baston. |
| KASKASE: | Yol göstermek. * Köpeği "kuçu kuçu" diye çağırmak. |
| KÂSE-İ ÇEŞM: | Göz çukuru. |
| MENKASE: | Eksiklik, noksanlık. |
| MUKASEME: | (Kısm. dan) Paylaşma, bölüşme, taksim etme. |
| RAKKASE: | Oynayıp dans eden kadın. |
| RİKASE: | Davar bağlanan yer. |
| TAHILLET-ÜL KASEM: | Yemin keffareti. |
| VAV-I KASEM: | Gr: Herhangi bir kelimenin, çok defa Allah isminin evveline gelerek, yemin için kullanılan vav harfi. Vallahi, Veşşemsi, Velfecri kelimelerinde olduğu gibi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| KÂSE-İ ÇEŞM : | Göz çukuru. |
| KAS' : | Bir şeye el ayası ile vurmak. * Gidermek. * Tahkir etmek, küçümsemek. |
| KA' : | (C.: Akva') Düz yer. |