| Kelime | Anlam |
|---|
| KÎZ: | Küçük kap. |
| KİZA: | Yemeği çok yemekten dolayı basan ağırlık. |
| KİZB: | Yalan. Yalan söyleme. (Sıdkın zıddı)(Kizb, küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, Kudret-i İlâhiyyeye bir iftiradır. Kizb, Hikmet-i Rabbaniyyeye zıddır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrib eden kizbtir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbtir. Âlem-i beşerin ahvalini fesada veren, kizbtir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbtir. Müseylime-i kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsva eden, kizbdir. İşte bu sebeblerden dolayıdır ki; bütün cinayetler içinde tel'ine, tehdide tahsis edilen, kizbdir...Sual: Bir maslahata binaen kizbin câiz olduğu söylenilmektedir...Öyle midir?Cevab : Evet, kat'i ve zaruri bir maslahat için bir mesağ-ı şer'i vardır. Fakat hakikate bakılırsa, maslahat dedikleri şey bâtıl bir özürdür. Zira usul-ü şeriatta tekarrur ettiği vechile, mazbut ve miktarı muayyen olmıyan bir şey hükümlere illet ve medar olamaz; çünki, mikdarı bir had altına alınmadığından su-i istimale uğrar. Maahâza, bir şeyin zararı menfaatına galebe ederse, o şey mensuh ve gayr-i muteber olur. Maslahat, o şeyi terk etmekte olur. Evet, âlemde görünen bu kadar inkılâblar ve karışıklıklar, zararın özür telâkki edilen maslahata galebe etmesine bir şâhiddir. Fakat kinaye veya ta'riz suretiyle yani gayr-i sarih bir kelime ile söylenilen yalan, kizbden sayılmaz. İ.İ.) |
| KİZBERE: | Baldırıkara adı verilen ot. |
| KİZİR: | Köy muhtarının yamağı hükmünde olan adam. Köy kâhyası. |
| KİZYUN: | Toprak parçası. |
| İçerisinde 'KÎZ' geçenler |
|---|
| AKS-ÜN NAKÎZ: | Birbirine zıt olan iki şey. * Man: Mevzuun nakîzini yüklem; ve yüklemin nakîzini de mevzu kılmak. Misâl: "Her aklı başında olan insan Allah'ı tanır" kaziyesinden aks-ün nakîz yolu ile şu hüküm elde edilir: "Allah'ı tanımayanlar, aklı başında olmayan insanlardır." |
| BANKİZ: | Kutub bölgelerinde deniz suyunun donmasıyla meydana gelen buzların tamamı. Bunlar ençok Kuzey Buz Denizinde görülürler. |
| İSKİZ: | (İskize) f. Hayvanın sıçrayıp kıç atması. * Hayvanın ürkerek attığı çifte. |
| KAVAKİZ: | (Kakuze. C.) Boş maşrapalar. |
| KİZA: | Yemeği çok yemekten dolayı basan ağırlık. |
| KİZB: | Yalan. Yalan söyleme. (Sıdkın zıddı)(Kizb, küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, Kudret-i İlâhiyyeye bir iftiradır. Kizb, Hikmet-i Rabbaniyyeye zıddır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrib eden kizbtir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbtir. Âlem-i beşerin ahvalini fesada veren, kizbtir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbtir. Müseylime-i kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsva eden, kizbdir. İşte bu sebeblerden dolayıdır ki; bütün cinayetler içinde tel'ine, tehdide tahsis edilen, kizbdir...Sual: Bir maslahata binaen kizbin câiz olduğu söylenilmektedir...Öyle midir?Cevab : Evet, kat'i ve zaruri bir maslahat için bir mesağ-ı şer'i vardır. Fakat hakikate bakılırsa, maslahat dedikleri şey bâtıl bir özürdür. Zira usul-ü şeriatta tekarrur ettiği vechile, mazbut ve miktarı muayyen olmıyan bir şey hükümlere illet ve medar olamaz; çünki, mikdarı bir had altına alınmadığından su-i istimale uğrar. Maahâza, bir şeyin zararı menfaatına galebe ederse, o şey mensuh ve gayr-i muteber olur. Maslahat, o şeyi terk etmekte olur. Evet, âlemde görünen bu kadar inkılâblar ve karışıklıklar, zararın özür telâkki edilen maslahata galebe etmesine bir şâhiddir. Fakat kinaye veya ta'riz suretiyle yani gayr-i sarih bir kelime ile söylenilen yalan, kizbden sayılmaz. İ.İ.) |
| KİZBERE: | Baldırıkara adı verilen ot. |
| KİZİR: | Köy muhtarının yamağı hükmünde olan adam. Köy kâhyası. |
| KİZYUN: | Toprak parçası. |
| MERAKİZ: | Merkezler. Karargâhlar. Karar yerleri. |
| MÜRTEKİZ: | (Rekz. den) Yerli yerinde sağlamca duran. |
| MÜTEMERKİZ: | Bir yere toplanmış, merkezleşmiş. |
| NAKİZ(E): | (Nakz. dan) Zıt, karşı. Birbirine karşı, zıt olan şey veya iş. * Man: Bir şeyin, bir kaziyenin hükmüne, mânasına muhalif olan veya ondan başka kaziye. Bir şeyi ref'eden şey. (Meselâ: "Her insan hayvandır. Bazı insan hayvan değildir." kaziyeleri birbirinin nakizidir. Nakiz ile zıd beyninde fark vardır. Nakizeyn; ne cem' olurlar, ne de ma'dum. Zıddeyn; cem' olmazlar, ikisi de bir arada olmazlar, ma'dum olurlar. * Eyer ve semerden çıkan ses. |
| NAKİZA: | Dağ içindeki yol. |
| NAKİZEYN: | Karşılıklı iki zıt şey. |
| PAKİZE: | f. Temiz, pak. Lekesiz. Hâlis, saf, katıksız. |
| REKİZ: | (Rekz. den) Sağlam. * Gizli, gömülü define. |
| TENKİZ: | İnkaz etmek, kurtarmak. Kurtarılmak. |
| TERKİZ: | (Rekz. den) Dikme. Mıhlama, saplama. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| KİZA : | Yemeği çok yemekten dolayı basan ağırlık. |
| KİBA : | Süprüntü. |