Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
KİŞ: f. Din, mezheb.
Keten kumaş.
Ok kuburu, sadak.
şimşir.
KİŞAF (KÜŞÂF): Bir kaç yıl üstüne yük vurulmayan deve yavrusu.
Dişi deve hâmile iken erkek devenin ona cimâ etmesi.
KİŞAH: Davarın böğrüne yapılan işaret.
KİŞMİŞ: f. Çekirdeksiz çok küçük tâneli üzüm.
KİŞNİŞ: Güzel kokulu bir tohum olan karakimyon.
KİŞRE: Yüzüne gülmek.
KİŞT: f. Ekin.
Tarla.
KİŞTKÂR: f. Çiftçi, ekinci.
KİŞTZAR: f. Ekinlik, ekin tarlası, tarla.
KİŞVER: f. Memleket, ülke.
İklim.
KİŞVERGİR: f. Ülke tutan. Pâdişah, hükümdar.
KİŞVERGÜŞA: f. Ülke açan, cihangir.
KİŞVERHÜDA: f. Hükümdar, pâdişah.
KİŞVERKÜŞA: Memleket fetheden.
KİŞVERGİR: f. Ülke tutan. Pâdişah, hükümdar.
KİŞVERGÜŞA: f. Ülke açan, cihangir.
KİŞVERHÜDA: f. Hükümdar, pâdişah.
KİŞVERKÜŞA: Memleket fetheden.
İçerisinde 'KİŞ' geçenler
BETKİŞ: f. Atılacak okların içine konulup omuza asılan mahfaza. Ok mahfazası, okluk.
BİLİRKİŞİ: (Bak: Ehl-i vukuf)
İNKİŞAF: Açılma. Meydana çıkma. * Yetişme. * Terakki etme, ilerleme. * Gizli sırların bilinmesi.
KEŞHAN (KİŞHÂN): Deyyus.
KİŞAF (KÜŞÂF): Bir kaç yıl üstüne yük vurulmayan deve yavrusu. * Dişi deve hâmile iken erkek devenin ona cimâ etmesi.
KİŞAH: Davarın böğrüne yapılan işaret.
KİŞMİŞ: f. Çekirdeksiz çok küçük tâneli üzüm.
KİŞNİŞ: Güzel kokulu bir tohum olan karakimyon.
KİŞRE: Yüzüne gülmek.
KİŞT: f. Ekin. * Tarla.
KİŞTKÂR: f. Çiftçi, ekinci.
KİŞTZAR: f. Ekinlik, ekin tarlası, tarla.
KİŞVER: f. Memleket, ülke. * İklim.
KİŞVERGİR: f. Ülke tutan. Pâdişah, hükümdar.
KİŞVERGÜŞA: f. Ülke açan, cihangir.
KİŞVERHÜDA: f. Hükümdar, pâdişah.
KİŞVERKÜŞA: Memleket fetheden.
KEŞHAN (KİŞHÂN): Deyyus.
KİŞVERGİR: f. Ülke tutan. Pâdişah, hükümdar.
KİŞVERGÜŞA: f. Ülke açan, cihangir.
KİŞVERHÜDA: f. Hükümdar, pâdişah.
KİŞVERKÜŞA: Memleket fetheden.
LÂKİŞE: Tutmaç aşı.
MUSİKİŞİNAS: f. Musikici, müzikçi.
MUSİKİŞİNAS: f. Musikici, müzikçi.
NAKİŞ: Parça parça ve dağınık olan eşyaların bir yerde veya bir çuval içinde toplanması. * Benzer, misil.
TENKİŞ: (C.: Tenkişât) (Nakş. dan) Nakşetme, nakışlama, işleme, resim yapma.
TERAKKİŞİKEN: f. Terakkiyi kıran, ilerlemeyi önleyen, terakkinin aleyhinde bulunan.
TERKİŞ: (C.: Terkişât) Edb: Kelimeyi güzelleştirme, kelimeyi süsleme. * Nakışlama, süsleme.
TEVKİŞ: Tahrik etmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
KİŞAF (KÜŞÂF) : Bir kaç yıl üstüne yük vurulmayan deve yavrusu. * Dişi deve hâmile iken erkek devenin ona cimâ etmesi.
KİBA : Süprüntü.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...