Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| KABİL: | Kabul eden. Olabilir, istidatlı, mümkün olan, önde ve ileride olan. |
| KABİL-İ EMÂNET: | İnsan. |
| KABİL-İ GAYR-İ TELAKKUH: | Gebeliği mümkün olmayan. |
| KABİL-İ HİTAB: | Sözden anlar. Kendisi ile konuşulabilir olan kimse. |
| KABİL-İ İNKİSAR: | Kolaylıkla kırılabilir şeyler, kırılması kolay olan nesneler. |
| KABİL-İ KIYAS: | Düşünülebilen, ölçülebilen, kabul edilebilir olan. |
| KABİL-İ NESH: | Kaldırılması, iptal edilmesi mümkün olan. |
| KABİL-İ TEMYİZ: | Huk: Temyiz mahkemesinde görülebilecek olan dâvalar. |
| KABİL: | Gibi, türlü, biraz evvel, az önce. Aşikâr. İleri gelen. Kabul eden. Sınıf, nevi, soy. Kefil. Birbirine muhalif kavimden üç beş kişi. |
| KABİLE: | Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden türemiş insanlar. Bir reisin idaresi altında bulunan ve ekserisi aynı soydan gelen insanlar. |
| KABİLE: | Kadın ebe. Kabul edici. Ses alıcı. |
| KABİLİYET: | Dıştan gelen te'sirleri alabilme gücü. İstidat, anlayış, kabul edebilirlilik. Kabul edici yüksek bir kuvvete mâlik olmak, olabilirlilik. |
| İçerisinde 'KABİL' geçenler | |
| DÂD-I HAK RÂ KABİLİYYET ŞART NİST: | Cenab-ı Hakk'ın lütf u ihsanında kabiliyyet şart değildir. |
| DÂD-I HAK RÂ KABİLİYYET ŞART N: | Cenab-ı Hakk'ın lütf u ihsanında kabiliyyet şart değildir. |
| GAYR-I KABİL: | Mümkün ve kabil değil, imkânsız. Mümkün olmayan, olamaz. |
| KABİL-İ EMÂNET: | İnsan. |
| KABİL-İ GAYR-İ TELAKKUH: | Gebeliği mümkün olmayan. |
| KABİL-İ HİTAB: | Sözden anlar. Kendisi ile konuşulabilir olan kimse. |
| KABİL-İ İNKİSAR: | Kolaylıkla kırılabilir şeyler, kırılması kolay olan nesneler. |
| KABİL-İ KIYAS: | Düşünülebilen, ölçülebilen, kabul edilebilir olan. |
| KABİL-İ NESH: | Kaldırılması, iptal edilmesi mümkün olan. |
| KABİL-İ TEMYİZ: | Huk: Temyiz mahkemesinde görülebilecek olan dâvalar. |
| KABİLE: | Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden türemiş insanlar. Bir reisin idaresi altında bulunan ve ekserisi aynı soydan gelen insanlar. |
| KABİLE: | Kadın ebe. * Kabul edici. * Ses alıcı. |
| KABİLİYET: | Dıştan gelen te'sirleri alabilme gücü. * İstidat, anlayış, kabul edebilirlilik. Kabul edici yüksek bir kuvvete mâlik olmak, olabilirlilik. |
| MUKABİL: | Karşılık olan. Karşı taraf. İvaz, bedel, karşılığı. |
| MÜTEKABİL: | Karşılıklı, bir diğerinin karşısında. |
| MÜTEKABİLE: | Karşılıklı davranış veya vaziyet. |
| MÜTEKABİLEN: | Karşılıklı olarak, karşı karşıya. |
| MÜTEKABİLETAN: | Birbirine karşı olan iki şey. |
| MÜTEKABİLİYET: | Karşılıklı vaziyet, karşılıklı durum. |
| NA-KABİL: | f. Mümkün olmayan. Kabil olmayan. * Câhil, kabiliyetsiz. |
| REİS-İ KABİLE: | Kabile reisi. |
| SADAT-I KABİLE: | Kabilenin ileri gelenleri. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| KABİL-İ EMÂNET : | İnsan. |
| KABİA : | Kılıç kabzasının başında olan gümüş veya demir. |
| KAB : | Çok eski devir silâhlarından olan yayın kabzası (tutacak yeri) ile köşesi arasındaki mesafe, her "yay" da "iki kab" olan miktar. |
| KA' : | (C.: Akva') Düz yer. |