Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| KARİN: | Yakın. Hısım. Akraba. Arkadaş. Yaşı aynı olan arkadaş. Refik. Komşu. Bir şeyi elde eden, nâil olan. Pâdişahın daimi surette yakınında bulunan. Mâbeynci. |
| KARİN-İ EVVEL: | Baş mâbeynci. |
| KARİN: | Kılıcı ve oku olan. Hacla umreyi birlikte yapan. |
| KARİNE: | Bilinmeyen bir şeyin anlaşılmasına yarayan ip ucu. Anlaşılması zor olan hususun hak ve hakikatına dâir cüz'i delil olan şey. İşaret. |
| KARİNE-İ MÂNİA: | (Bak: Karine-i mecaz) |
| KARİNE-İ MECAZ: | Mecaza ait işaret. Kelimenin mecaz olmasını gerektiren, hakiki mânasında alınmasına mâni olan kayıt. Buna Karine-i mânia da denir. |
| KARİNE-İ TAAYYÜN: | Belli edici ve tâyine yardım eden iz, işâret, delil. |
| İçerisinde 'KARİN' geçenler | |
| KARİN-İ EVVEL: | Baş mâbeynci. |
| KARİNE: | Bilinmeyen bir şeyin anlaşılmasına yarayan ip ucu. Anlaşılması zor olan hususun hak ve hakikatına dâir cüz'i delil olan şey. İşaret. |
| KARİNE-İ MÂNİA: | (Bak: Karine-i mecaz) |
| KARİNE-İ MECAZ: | Mecaza ait işaret. Kelimenin mecaz olmasını gerektiren, hakiki mânasında alınmasına mâni olan kayıt. Buna Karine-i mânia da denir. |
| KARİNE-İ TAAYYÜN: | Belli edici ve tâyine yardım eden iz, işâret, delil. |
| MUKARİN: | Yakın olan. Bitişen. Ulaşan. Ulaşmış olan. |
| MÜTEKARİN: | (Karn. dan) Birbirine birleşmiş, bitişmiş olan. * Yaklaşmış, yakınlaşmış, tekarün eden. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| KARİN-İ EVVEL : | Baş mâbeynci. |
| KARİ : | (A, uzun okunur) Köyde sâkin olan, köylü. |
| KAR' (KUR') : | (C.: Ekrâ) Cem'etmek, toplamak. * Okumak, kıraat. |
| KA' : | (C.: Akva') Düz yer. |