Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| KASS: | Cem'etmek, toplamak, biriktirmek. |
| KASS: | Talep etmek, istemek. Nemime, söz götürmek, lâf taşımak. |
| KASS: | Göğüs. Saç kesmek. Kırkmak. Koyundan kırkılmış yün. |
| KASSA: | Kireç. |
| KASSAB: | Düdükçü. Kesici. Parçalayıcı. |
| KASSABİYYE: | Hayvan kesme ücreti, kasaplık ücreti. |
| KASSAM: | Huk: Vârisler arasında miras malını taksim eden ve küçüklerin hakkını koruyan şeriat memuru. Taksim eden. |
| KASSAM: | Hayrı çok olan kimse. Yorulmuş, kendini bırakmış, mahzun kişi. Büyük hurma salkımı. Büyük et parçası. |
| KASSAR: | Leke çıkaran. Çırpıcı, yıkayıcı. |
| KASSÎ: | Göğüsle alâkalı. Sadrî. |
| İçerisinde 'KASS' geçenler | |
| HARAC-I MUKASSEME: | Arazinin hâsılatından yerin tahammülüne göre alınacak bir vergidir. bu harac, hâsılata taallûk eder. Bir sene içinde hâsılat tekerrür ederse bu harac da tekerrür der. Fakat mahsulât mevcud olmayınca bu vergi de alınmazdı. |
| KASSA: | Kireç. |
| KASSAB: | Düdükçü. * Kesici. * Parçalayıcı. |
| KASSABİYYE: | Hayvan kesme ücreti, kasaplık ücreti. |
| KASSAM: | Huk: Vârisler arasında miras malını taksim eden ve küçüklerin hakkını koruyan şeriat memuru. * Taksim eden. |
| KASSAM: | Hayrı çok olan kimse. * Yorulmuş, kendini bırakmış, mahzun kişi. * Büyük hurma salkımı. * Büyük et parçası. |
| KASSAR: | Leke çıkaran. * Çırpıcı, yıkayıcı. |
| KASSÎ: | Göğüsle alâkalı. Sadrî. |
| KIYAS-I MUKASSİM: | Man: İki şıkkı bulunan ve her iki şıkkın neticesi aynı olan kıyas. (Sultan Mehmed Fatihin, babasına gönderdiği şu haber buna güzel bir numunedir. "Padişan sen isen ordunun başına geç; yok padişah ben isem, sana emrediyorum ordunun başına geç.") |
| MAKASS: | Makas. |
| MIKASS: | (C: Makâs) Kesecek âlet, mikrâz. |
| MUKASSA: | Kısas etmek. * Üzerlerinde olan borcu birbirine takas edişmek. |
| MUKASSAT: | (Kıst. dan) Taksitli. |
| MUKASSATAN: | Taksitli olarak, taksitle. |
| MUKASSEM: | (Kısm. dan) Ayrılmış, bölünmüş, taksim edilmiş. * Güzel yüzlü. |
| MUKASSIR: | Taksir eden, yapabilir iken yapmayıp çekinen. * Kusur işleyen. * Gücü yetmediği için yapmayan. |
| MUKASSÎ: | (Kasvet. den) Kasvet verici. Sıkıntılı, kasvetli. Sıkıcı, dar. |
| MUKASSİM: | (Kısm. dan) Ayıran, bölen, taksim eden. |
| MÜTEKASSİ: | Dikkatle araştıran. |
| TAKASSİ: | Bir şeyin aslını esasını araştırma. |
| TAKASSU': | Dühul etmek, girmek. |
| TAKASSUF: | Kırılmak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| KASSA : | Kireç. |
| KAS' : | Bir şeye el ayası ile vurmak. * Gidermek. * Tahkir etmek, küçümsemek. |
| KA' : | (C.: Akva') Düz yer. |