Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| KATT: | Katı bir cismi yontma, enine kesme. Saçın kıvırcık olması. Narhın, fiatın fazla olması. |
| KATT: | Kuru yonca. Koğuculuk etmek, yalan söylemek, dedikodu yapmak. Zeytin yağını fesliğen ile kokutmak. |
| KATTA': | Çok kat'eden, adah çok kesen. |
| KATTAL: | (Katl. den) Çok öldüren, çok katleden. |
| KATTAN: | Pamuk satan. |
| KATTAT: | Hokkalar yapan, çıkrıkçı. |
| İçerisinde 'KATT' geçenler | |
| FEVKATTAHAMMÜL: | (Fevk-at tahammül) Tahammülün üstünde, tahammül edilmez, dayanılmaz, dayanılması imkânsız. |
| HURUF-UL MUKATTAA: | Gr: Kur'an-ı Kerim'de sure başlarında bulunan, kesik kesik, ikisi üçü birleşik veya tek başına yazılı hafler. Elif Lâm Mim, Yâ Sin, Elif Lâm Râ... gibi. Bunlar İlahî birer şifre olup, mânalarını anlayanlar Resul-ü Ekrem (A.S.M.) ve O'nun vârisleridir. |
| KATTA': | Çok kat'eden, adah çok kesen. |
| KATTAL: | (Katl. den) Çok öldüren, çok katleden. |
| KATTAN: | Pamuk satan. |
| KATTAT: | Hokkalar yapan, çıkrıkçı. |
| MÂ-İ MUKATTAR: | İnbikten geçirilmiş (damıtılmış), saf su. |
| MIKATTA: | Üzerinde kamış kalemlerin uçları kesilen sedef, kemik, ağaç, fil dişi veya mâdenden yapılan âlet. |
| MİKATT: | (C.: Mikât) Üzerinde kalem kesecek âlet. |
| MUKATTA': | Kesilmiş. * Parçalanmış. |
| MUKATTAA: | (Kat'. dan) Bitişik olmayan. Kesik, ayrı. |
| MUKATTAAT: | (Mukattaa. C.) Kat' edilmiş, kesilmiş şeyler. * Kısaltmalar. * Çeşitli gazel ve kasidelerden seçilmiş beyitler. * Herbiri bir kelimeye delâlet eden harfler. |
| MUKATTAAT-I HURUF: | Edb: Matlâsız şiir parçaları. Muhtelif olarak alınmış şiir parçaları. * Kısaltmalar. Tamamlanmamış cümleler. (Bak: Huruf-u mukattaa) |
| MUKATTAR: | (Katr. den) İnbikten geçirilmiş saf su. Taktir edilmiş. Damıtılmış su. |
| MUKATTARAT: | (Mukattar. C.) Taktir edilmiş, damıtılmış sular. |
| MÜTEKATTI': | (Kat'. dan) Kesik. Biteviye olmayan. |
| MÜTEKATTIR: | Damlayan, katre katre dökülen. |
| TAKATTUB: | Kaşların çatılması. * Buruşma. |
| TAKATTUF: | Yüz ekşitmek. |
| TAKATTUR: | Damla. Damlama. Damla damla akma. * Ud ağacı ile buhurlanma. * Vuruşmağa hazırlanma. * Bir kimse kendini bir yerden atma. * Ağacın dalı kopup düşme. * Bir adamı yanı üzere düşürmek. (Kamus'dan) |
| TEKATTU': | Tıb: Sıtma nöbetinin muntazam vakitlere ayrılması. |
| TEKATTÜL: | Birbirini kesme, kesişme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| KATTA' : | Çok kat'eden, adah çok kesen. |
| KAT' : | Kesme, ayırma. * Geçme. Yol almak. Yüzerek geçmek. * Delil ve bürhan ile ilzam etmek. * Edb: Sözün te'sirini arttırmak ve dinleyenin anlayışına bırakmak için söz bitmeden kesivermek."İmtihan geliyor. Çalışın, yoksa..."Görmüyor gittiği yanlış yolu zannım çoğunuz Size rehberlik eden haydudu artık koğunuz.Bunu benden duyunuz, ben ki, evet Arnavud'um!..Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!...Mehmed Akif |
| KA' : | (C.: Akva') Düz yer. |