Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| KEBAD: | İri limon. |
| KEBADE: | f. Tâlim yayı. |
| KEBADE-KEŞ: | f. Ok atma tâlimi yapan veya ok atmaya hevesli olan. Tâlim yayını çeken. |
| KEBADE-KEŞÎ: | f. Ok atmaya hevesli olma, tâlim yayını çekme. |
| İçerisinde 'KEBAD' geçenler | |
| KEBADE: | f. Tâlim yayı. |
| KEBADE-KEŞ: | f. Ok atma tâlimi yapan veya ok atmaya hevesli olan. Tâlim yayını çeken. |
| KEBADE-KEŞÎ: | f. Ok atmaya hevesli olma, tâlim yayını çekme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| KEBADE : | f. Tâlim yayı. |
| KEBAB : | Ateşte pişirilen et. * Ateşte kavrularak veya alazlanarak pişirilen her türlü yiyecek. |
| KEB' : | Men'etmek, mâni olmak, engellemek. * Dinar. Dirhem. |
| KE : | "Gibi" mânasındadır. (Arapça teşbih edâtı) Kelimenin başına getirilir. Meselâ: (Kezâlike: Bunun gibi) * Harfin ve kelimenin sonuna gelirse "sen" zamiri yerindedir. Meselâ (Kitâbü-ke: Senin kitabın) |