Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
KEBE: Çobanların ve köylülerin giydikleri yünden bir nevi aba.
KEBED: Ciğer ağrısı.
Kara ciğer.
Meşakkat. Şiddet. Mihnet.
Karnın şişmesi.
KEBEL: Kısa.
İçerisinde 'KEBE' geçenler
ANKEBET: (C.: Anâkıb) Dişi örümcek.
DAHÂMET-İ KEBED: Tıb: Karaciğer büyümesi.
İLTİHAB-I KEBED: Tıb: Karaciğer iltihabı.
KEBAS (KEBES): Misvak ağacının yemişi. * Bir şeyin kokup bozulması.
KEBED: Ciğer ağrısı. * Kara ciğer. * Meşakkat. Şiddet. Mihnet. * Karnın şişmesi.
KEBEL: Kısa.
KEBKEBE: Yüz üstüne düşürme. * Çukur bir yere döne döne düşme.
KEVKEBE: f. Fevkalâde tantana. İhtişam, debdebe, şöhret.
KEVKEBE: Necim, yıldız. * İnsan cemaatı. Süvari alayı.
MUVAKEBE: Bir işe sebat ve gayret gösterme.
SEKEBE: Güzel kokulu bir ağaç.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
KEBED : Ciğer ağrısı. * Kara ciğer. * Meşakkat. Şiddet. Mihnet. * Karnın şişmesi.
KEB' : Men'etmek, mâni olmak, engellemek. * Dinar. Dirhem.
KE : "Gibi" mânasındadır. (Arapça teşbih edâtı) Kelimenin başına getirilir. Meselâ: (Kezâlike: Bunun gibi) * Harfin ve kelimenin sonuna gelirse "sen" zamiri yerindedir. Meselâ (Kitâbü-ke: Senin kitabın)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...