| Kelime | Anlam |
|---|
| KEDE: | f. "Mahal, ev, yer" anlamına gelir ve birleşik isimler şeklinde kullanılır. Meselâ: Ateşkede, bütkede, meykede... gibi. |
| KEDEME: | Hareket. |
| KEDER: | Tasa, kaygı, can sıkıntısı. Bulantı. Gam. |
| KEDEREFZÂ: | f. Keder ve sıkıntı veren. Keder verici. |
| KEDERENGİZ: | f. Üzüntü, keder ve sıkıntı meydana getiren. |
| KEDERNÂK: | Keder verici, kederli. |
| KEDEN: | Toprak suyu çekip, yerinde bulanıklık kalmak. |
| KEDEVEN: | Palan atı. |
| İçerisinde 'KEDE' geçenler |
|---|
| DA' MÂ KEDER: | Keder veren şeyi bırak. |
| FÜSHAT-KEDE: | f. Geniş yer. |
| GAYR-I MÜEKKEDE: | Tekrarlanmamış ve takviye edilmemiş. * Zannî ve kat'î delil ile sâbit olmayıp, Peygamberimizin (A.S.M.) bazan devam buyurdukları iş veya amel. |
| HUZ MÂ SAFÂ, DA'MÂ KEDER: | "Safâ olanı al, keder vereni bırak", "Allahın müsaadesi olan ve neticesi safâ veren şeyi al, sonu keder vereni bırak", "İyisini al, kötüsünü bırak" meâlindedir. |
| İŞRETKEDE: | f. İşret yeri. İşrethane. |
| KEDEME: | Hareket. |
| KEDER: | Tasa, kaygı, can sıkıntısı. Bulantı. Gam. |
| KEDEREFZÂ: | f. Keder ve sıkıntı veren. Keder verici. |
| KEDERENGİZ: | f. Üzüntü, keder ve sıkıntı meydana getiren. |
| KEDERNÂK: | Keder verici, kederli. |
| KEDEN: | Toprak suyu çekip, yerinde bulanıklık kalmak. |
| KEDEVEN: | Palan atı. |
| KEDKEDE: | Ağır ağır seğirtmek. * Katı bir cisme dokunmaktan çıkan ses. |
| MAHKEDE: | İkamet mevzii, oturulan yer. |
| MİHNETKEDE: | f. Gam ve keder çekilen yer. Nihnet yeri. * Mc: Dünya. |
| MUG-KEDE: | f. Meyhane. * Ateşe tapanların ibadethanesi. |
| MÜEKKEDEN: | Tekrarlanarak, te'kid edilerek. |
| SİYAHKEDE: | f. Kapkara yer. |
| SÜNNET-İ GAYR-I MÜEKKEDE: | Peygamber'in (A.S.M.) ibadet maksadıyla ara-sıra yapmış olduğu ameldir. |
| SÜNNET-İ MÜEKKEDE: | Peygamberin (A.S.M.) devam edip pek az terk buyurmuş olduğu sünnettir. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| KEDEME : | Hareket. |
| KED : | f. Ev, hâne, mesken. |
| KE : | "Gibi" mânasındadır. (Arapça teşbih edâtı) Kelimenin başına getirilir. Meselâ: (Kezâlike: Bunun gibi) * Harfin ve kelimenin sonuna gelirse "sen" zamiri yerindedir. Meselâ (Kitâbü-ke: Senin kitabın) |