| Kelime | Anlam |
|---|
| KEFİ: | Nazir, misil, benzer, denk, eş. |
| KEFİL: | (Kefâlet. den) Birisinin bir borcu ifâsı lâzım gelirken, ifâ etmediği takdirde, o borcu ifâyı kendi üzerine alan kimse. Kefâlet eden kimse. |
| KEFİL Bİ-T-TESLİM: | Bir malın teslimine kefil olan kimse. |
| KEFİT: | Seri yürüyüş, hızlı yürüyüş. Kuvvet. |
| KEFİYE: | Başa sarılan ve omuzların üzerine kadar gelen, uçları püsküllü ince ipek örtülü kumaş. |
| İçerisinde 'KEFİ' geçenler |
|---|
| KEFİL: | (Kefâlet. den) Birisinin bir borcu ifâsı lâzım gelirken, ifâ etmediği takdirde, o borcu ifâyı kendi üzerine alan kimse. Kefâlet eden kimse. |
| KEFİL Bİ-T-TESLİM: | Bir malın teslimine kefil olan kimse. |
| KEFİT: | Seri yürüyüş, hızlı yürüyüş. * Kuvvet. |
| KEFİYE: | Başa sarılan ve omuzların üzerine kadar gelen, uçları püsküllü ince ipek örtülü kumaş. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| KEFİL : | (Kefâlet. den) Birisinin bir borcu ifâsı lâzım gelirken, ifâ etmediği takdirde, o borcu ifâyı kendi üzerine alan kimse. Kefâlet eden kimse. |
| KEF : | Elin iç tarafı. Avuç. * Ayağın altı, tabanı. * Avuç dolusu. |
| KE : | "Gibi" mânasındadır. (Arapça teşbih edâtı) Kelimenin başına getirilir. Meselâ: (Kezâlike: Bunun gibi) * Harfin ve kelimenin sonuna gelirse "sen" zamiri yerindedir. Meselâ (Kitâbü-ke: Senin kitabın) |