| Kelime | Anlam |
|---|
| LÂNE: | f. Yuva, ev. |
| LÂNE-İ HARAB: | Bozulmuş yuva. |
| LÂNE-İ NERMİN: | Sıcak ve yumuşak yuva. |
| LÂNE-İ PEDER: | Baba yuvası. Peder evi. |
| LÂNEGİR: | f. Yuva tutan. |
| İçerisinde 'LÂNE' geçenler |
|---|
| ÂCİLANE: | f. Acele edene ait. Acele olarak. * şimdiki zamana ait. |
| ACULÂNE: | Acele edene yakışır suretde. |
| ÂDİLÂNE: | Adalet sahibi bir adama yakışır surette. |
| ÂKILÂNE: | f. Akıllı kimseye yakışır surette, akıl ve idrakle. |
| ASİLÂNE: | f. Asil olanlara yakışır şekilde. Asil ve neseb sahibine lâyık. |
| CAHİLANE: | f. Câhillikle, câhilce, câhil kimseye yakışır şekilde. |
| CEHÛLÂNE: | Pek câhilcesine. |
| EKMELÂNE: | Ekmel olana yakışacak şekilde. |
| EKULÂNE: | f. Oburcasına. |
| FA'ALÂNE: | f. Hiç durmazcasına çalışarak. Daima çalışır surette. |
| GAFİLÂNE: | f. Körü körüne, ihtiyatsızca, dalgınlıkla. Gafilcesine. |
| GULANE: | f. Üstün bir gayretle. Yüksek bir himmetle. |
| HAMULANE: | f. Tahammüllü kimseye yakışır şekilde. |
| İLANE: | Yumuşatmak. |
| İ'LANEN: | İlân ederek, ilân yoluyla. |
| İSTİLANE: | Bir şeyi mülâyim görmek, mülâyim bulmak. |
| KÂHİLANE: | f. Tembelce, tembelcesine, tembel olana yakışır surette. |
| KARA'BELANE: | Karnı büyük, yassı bir böcek. |
| LÂNE-İ HARAB: | Bozulmuş yuva. |
| LÂNE-İ NERMİN: | Sıcak ve yumuşak yuva. |
| LÂNE-İ PEDER: | Baba yuvası. Peder evi. |
| LÂNEGİR: | f. Yuva tutan. |
| MELULÂNE: | Acıklı ve mahzun bir hâlde. |
| MUACCELÂNE: | Acele olarak. Peşin olarak. |
| MUHAZZİLÂNE: | f. Alçaklık ve bayağılıkla. |
| MU'TEDİLANE: | Orta hâllice. Ne çok hızlı, ne de çok yavaş olmadan. |
| MÜHMELÂNE: | f. Önem ve ehemmiyet vermeksizin, başdan savarcasına. |
| MÜNFAİLANE: | f. Gücenmiş ve darılmış olarak. Münfail bir tarzda. |
| MÜRTECİLÂNE: | f. Düşünmeden hemen şiir veya söz söyliyene yakışır surette. |
| MÜSTECHİLÂNE: | (Cehl. den) f. Cahil sayarak. |
| MÜSTESHİLÂNE: | f. Kolay sayarcasına. |
| MÜSTESKILÂNE: | f. İstiskal eden kimseye yakışır şekilde. |
| MÜTEACCİLÂNE: | f. Acelecilikle, acele ederek. |
| MÜTEAKKILÂNE: | f. Anlayana yakışır şekilde. |
| MÜTECAHİLÂNE: | f. Bilmiyor görünerek, bilmemezlikten gelerek. |
| MÜTECEMMİLÂNE: | f. Süslenerek, donararak, bezenerek. |
| MÜTEEMMİLÂNE: | f. Derin düşünene yakışır surette. Düşünceli olarak. * Dalgın şekilde. |
| MÜTEFE'İLÂNE: | f. Hayra yorarak, tefe'ül edercesine. |
| MÜTEGAFİLANE: | Gafil gibi davranarak. |
| MÜTEHAMMİLÂNE: | f. Yüklenerek. * Tahammül ederek, dayanarak. |
| MÜTEHAYYİLÂNE: | f. Hayal ve düşünceye dalarak, hayâl kurarak. |
| MÜTEKÂMİLÂNE: | f. Olgunluk ve kemâlât göstererek. Olgunlukla. |
| MÜTEKÂSİLÂNE: | f. Tembelce hareket ederek, üşengeçlik ve uyuşuklukla davranarak. |
| MÜTEKEFFİLÂNE: | f. Kefil olarak. |
| MÜTEKEMMİLÂNE: | f. Olgunlaşarak, tekemmül ederek. Eksiği kalmayarak. |
| MÜTEMAYİLÂNE: | f. Mütemayil olarak. Temayül ederek. Taraftarcasına. |
| MÜTESE'İLÂNE: | f. Dilenerek. |
| MÜTEVEKKİLÂNE: | f. Tevekkül ederek, tevekkül ile. |
| MÜTEZELLİLÂNE: | f. Zelil olarak, alçaklara yakışır surette, alçakçasına. Kendi hiçliğini bilir surette, kusur ve aczini anlamakla. |
| SADEDİLÂNE: | f. Saflıkla, bönlükle. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| LÂNE-İ HARAB : | Bozulmuş yuva. |
| LÂN : | f. Hakikatsızlık, vefasızlık. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |