Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
LÂZIM: Lüzumlu, gerekli.
Bir şeyden aslâ ayrılmayan. Bir işte beraber bulunmasına ve vücuduna ihtiyaç olan şey.
Gr: Müteaddi olmayan.
LÂZIM FİİL (FİİL-İ LÂZIM): Fâilin zâtında kalan fiil. (Geldi, gitti, güldü gibi)
LÂZIM-I BEYYİN: Bu tabirin masdariyet şekli "Lüzum-u beyyin" olup ikisi aynı mânaya gelir. Herhangi bir şey hatıra gelince hiç bir delil ve emareye ihtiyaç olmadan o şeyle beraber düşünülmesi zaruri olan diğer bir şey. Meselâ: İnsan denildiği zaman, kabiliyet-i ilim ve san'at akla gelmesi gibi...
LÂZIM-I GAYR-I MÜFARIK: Ayrılması mümkün olmayan, terki câiz olmayan, ziyade gerekli, çok lüzumlu.
LÂZIM-I MELZUM: Biri birisinden aslâ ayrılmaz, birisi olunca diğerinin de olması şart olan.
LÂZIM-I ZATÎ: Kendisine ait icab eden hal. Kendisine has vaziyet.
LÂZIM-AMED: f. Lâzım gelir, lüzum eder. Lâzım geldi.
LÂZIM-ÂMED ÇÂR-ÇİZ: Dört şey lâzım geldi.
İçerisinde 'LÂZIM' geçenler
İFADAT-I LÂZİME: Gerekli ifadeler.
MÜLAZİMÎN: (Mülâzımân) (Mülâzım. C.) Stajyerler. Bir yere maaşsız olarak gidip gelenler. * Bir kimseye sarılıp ondan ayrılmayanlar.* Teğmenler.
NİZAMÂT-I LÂZİME: Lüzumlu, gerekli nizamlar.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
LAZÎ : (Bak: Lazâ)
LAZ : Doğu Karadeniz bölgesinde, bilhassa Rize dolaylarında yaşayan bir kavim. * Bu kavimden olan kimse.
LÂ : Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...