Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
LİF: Hurma çöpü.
LİFA': Örtünecek nesne. Yorgan.
LİFAFE: (C.: Lefâif) Sargı.
Kefen. Ölünün sarıldığı bez katlarının herbiri.
Bazı çiçeklerin etrafını çeviren değişik yapraklar.
LİFAM: Eskiden kadınların burun örtüsü.
LİFF: (C: Elfâf) Sıklığından yanındaki ağaca girmiş ve dolaşmış olan ağaç.
LİFT: Şalgam.
Parça, bölük.
İçerisinde 'LİF' geçenler
A'SÂR-I SÂLİFE: Geçmiş yüzyıllar. Geçmiş asırlar.
CALİF: Deri soyan, kabuk soyan.
CALİFE: Deri ile eti birlikte koparan yara.
DALİF: (C.: Düllef) Nişandan öteye düşen ok. * Ağır yük getirip adımlarını birbirine yakın atan adam.
DÂR-I TEKLİF: Dünya. Allah'ın teklif ve emirleri ile vazifeli olduğumuz yer olan dünya. (Şu dâr-ı dünyâ meydân-ı imtihandır. Ve dâr-ı tekliftir. Hizmet yeridir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. S.)
DELİF: Yavaş yürümek.
DİSKALİFİYE: Fr. Müsabaka dışı bırakılmış.
DÜVEL-İ MÜ'TELİFE: Anlaşmış devletler. Birinci Cihan Harbinde: İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya.
ECNÂS-I MUHTELİFE: Çeşitli, türlü cinsler.
ELİF: Birinci harf-i hecânın adı. (Bak: Ebced) * (Ülfet. den) : Bütün harflerle ülfet edebildiği için böyle isimlendirilmiştir. Ebcedî değeri de bire delâlet eder.
ELİF: Munis, sahip, dost.
ELSİNE-İ MUHTELİFE: Çeşitli ve birbirinden farklı diller.
FERİD-İ TE'LİF: Edb: Bir cümledeki tertibin mâna çıkmayacak derecede karışık oluşu.
FESAD-I TE'LİF: Edb: Bir cümlede yapılan tertibin mâna çıkmayacak derecede bozuk ve karışık oluşu.
GALİF: Gön ve deri dibâgat etmekte kullanılan bir ot.
HALİF: Yemin etmek.
HALİF: Yemin ederek sözleşenlerden herbirisi.
HALİF: (Half. den) Yemin eden.
HALİF: İki dağ arasındaki yol. * Eski elbise. * Arkadan gelen. Sonradan gelen. Birinin yerine geçen.
HALİFE: Öncekinin yerine geçen. * Fık: İlâhî, yâni şer'î hükümlerin tatbik ve icrası için Peygamber'e (A.S.M.) vekil olan zât. İmam. İmamet-i kübra. (Namazda imama uyan cemaat gibi, halifeye de şer'î emirlerde öylece itaat edilir. Halifede aranan dört şart: İlim, adalet, kifayet, a'zâ ve havâsta selâmet.) (Bak: Hilafet)
HALİFE-İ EVVEL: Devlet dairelerinde yazı işlerinde çalışanlar. Tanzimattan evvel kalem teşkilâtı; halife, halife-i sâni, halife-i evvel olmak üzere üç derece idi. Ondan sonra bir kısım dairelerde bunun yerine baş kâtib, bazılarında da mümeyyiz-i evvel denilmiştir.
HALİFE-İ MÜSLİMÎN: Yavuz Sultan Selim Han'dan sonraki Osmanlı Padişahları hakkında kullanılmış bir tabirdir. Müslümanların halifesi demektir.
HALİFE-İ RUY-İ ZEMİN: Yeryüzünün halifesi mânâsına gelen bu tabir, Yavuz Sultan Selim Han'dan sonra Osmanlı Padişahları hakkında kullanılmıştır.
HALİFE: (C.: Hülef-Hulefât) Gebe deve.
HALİFE: (C.: Havâlif) Türklerin kıldan veya keçeden yaptıkları çadırların direği, çadır direği.
HALİFE: (C.: Halefâ) Su içinde biten bir ot. (Türkçede "kandıra" derler.)
HILLÎFÎ: Bir kimseyi yerine bırakmak.
HİYEROGLİF: Fr. Eski Mısırlılar'ın yazısı.
İLEL-İ MUHTELİFE: Türlü illetler ve sebepler, çeşitli hastalıklar.
KALÎF: Hurma kabuğu.
KALİF: Sünnet olmamış kimse.
KALİFİYE: Fr. Yetişmiş usta, işçi vs.
KELİF: Haris kimse.
KURUN-U SÂLİFE: Geçmiş asırlar.
KÜTÜB-Ü SÂLİFE: Geçmişteki eski mukaddes kitaplar.
LİFA': Örtünecek nesne. Yorgan.
LİFAFE: (C.: Lefâif) Sargı. * Kefen. Ölünün sarıldığı bez katlarının herbiri. * Bazı çiçeklerin etrafını çeviren değişik yapraklar.
LİFAM: Eskiden kadınların burun örtüsü.
LİFF: (C: Elfâf) Sıklığından yanındaki ağaca girmiş ve dolaşmış olan ağaç.
LİFT: Şalgam. * Parça, bölük.
Lİ-MÜELLİFİHÎ: Müellifi tarafından, yazarı tarafından.
MAALİF: (Ma'lef. C.) Ot, saman gibi yem konan yerler. Samanlıklar.
MUHALİF: Uymayan. Birbirine benzemiyen. Birbirine zıt olan. * Başka şekilde düşünen. * Karşı duran.
MUHALİFÎN: Muhalif olanlar. Muhalifler.
MUHALİF: Yardımcı.
MUHTELİF(E): Çeşitli. Bir türlü olmayan. Birbirine uymayan.
MUHTELİF-ÜL CİNS: Çeşit çeşit cinste. Muhtelif cinste.
MULİF: (Ülfet. den) Alışık, alışmış. Ülfet etmiş.
MUTASALLİF: Haddinden, iktidarından hâriç fazilet ve zerafet iddiasında bulunan. Şarlatan.
MUTASALLİFANE: Nezaket, bilgiçlik taslayanlar gibi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
LİFA' : Örtünecek nesne. Yorgan.
Lİ : Gr: Lâm harfinin esre ile okunuşu. Bir kelimenin başına geldiğinde, "için, dolayı, ötürü, yüzünden, sebebinden" gibi mânâlara gelir. Kendinden sonraki isimleri cerreder. Yerine göre muhtelif isimler alır. Lâm-üt-tahsis ve temellük gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...