Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
LİHA: (Lihye. C.) Lihyeler, sakallar.
LİHA': (Lehât. C.) Küçük diller.
LİHA: Ağaç kabuğu, kışr.
Çekişmek, niza edişmek, kavga etmek.
LİHAF: (C.: Lühuf) Örtünecek ve sarınılacak şey.
Yorgan. Sargı.
Kabuk, zar.
LİHAF: (Lahfe. C.) Yumuşak beyaz taşlar.
Yufka kaymak.
LİHAK: Yetişip ulaşma. Erişme. Vâsıl olma.
LİHAM: Lehimleme.
Lehim.
(Lahm. C.) Etler.
LİHAT (LEHÂT): (C: Lehâ-Lehevât-Leheyât-Lihâ') Boğaz ağzında olan dilcik.
LİHAZ: Düşünme, mülâhaza etme.
Riâyet etme, uyma. Söylenen sözü kabul edip yerine getirme.
LİHAZA: Bundan dolayı, buna binaen, bunun için.
İçerisinde 'LİHA' geçenler
ALÂ-KÜLLİHAL: İster istemez. Olduğu kadar. Her halde.(Ey insan düşün! Sen alâ küllihal öleceksin. L.)
A'MÂL-İ SÂLİHA: Allah'ın rızasına uygun, iyi ve hayırlı işler.( $) Kur'an: Sâlihatı mutlak, mübhem bırakıyor... Çünki ahlâk ve faziletler, hüsn ve hayr çoğu nisbîdirler... Nev'den nev'e geçtikçe değişir... Sınıftan sınıfa nâzil oldukça ayrılır... Mahalden mahale tebdil-i mekân ettikçe başkalaşır. Cihet muhtelif olsa, muhtelif olur. Fertten cemaate, şahıstan millete çıktıkça mahiyeti değişir.Meselâ: Cesaret, sehavet; erkekte: gayret, hamiyet, muavenete sebeptir.Karıda: Nüşuze, vekahete, zevc hakkına tecavüze sebep olabilir... Meselâ: Zaifin kaviye karşı izzet-i nefsi, kavide tekebbür olur. Kavinin zaife karşı tevazuu zaifte tezellül olur. Meselâ: Bir ulü-l emir, makamındaki ciddiyeti vekar; mahviyeti zillettir. Hânesinde ciddiyeti kibir; mahviyeti tevazudur.Meselâ: Tertib-i mukaddematta tefviz, tembelliktir... Terettüb-ü neticede, tevekküldür... Semere-i sa'yine, kısmetine rıza kanaattır. Meyl-i sa'yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa dun-himmetliktir.Meselâ: Ferd mütekellim-i vahde olsa müsamahası, fedakârlığı, amel-i sâlihtir... Mütekellim-i maal-gayr olsa, hıyanet olur...Meselâ: Bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez. Millet nâmına tefâhur eder, hazm-ı nefs edemez... Herbirinde birer misâl gördün, istinbat et.Madem ki, Kur'an bütün tabakata bütün a'sarda, kâffe-i ahvâlde şâmil bir hitab-ı ezelîdir. Hem nisbî hüsn, hayr çoktur... Sâlihattaki ıtlakı, beliğane bir icaz-ı mutnebdir. Beyanda sükutu, geniş bir sözdür. Sünuhat)
BÂKİYÂT-I SÂLİHÂT: İnd-i İlahîde ecr-i sâliha. Bâki olan sâlih ameller. * Elhamdülillah, Sübhanallah ve Allahuekber gibi kudsî kelâmlar.
ESLİHA: (Silâh. C.) Silâhlar. Muharebe ve cenk âlet ve edevâtı.
ESLİHA-İ ATİKA: Eski silâhlar, eski tip silâhlar.
ESLİHA-İ CÂRİHA: Yaralayıcı, cerh edici silâhlar. (Kılıç, kama, hançer, bıçak... gibi silahlardır).
ESLİHA-İ CEDİDE: Yeni silâhlar.
ESLİHA-İ NÂRİYYE: Ateşli silâhlar.
ESLİHA-İ SAKİLE: Top gibi ağır silâhlar.
FELİHAZA: (Fe-li-zâlik) Bunun için, şunun için, imdi (mânasında.)
İDLİHAM: Galip olmak. * İhâta edip kaplamak.
İNHİŞAŞ-I ESLİHA: Silâhların şakırtısı.
LAHS (LİHÂS): Darlık. * Şiddet. * Meşakkat, zahmet.
LİHA': (Lehât. C.) Küçük diller.
LİHAF: (C.: Lühuf) Örtünecek ve sarınılacak şey. * Yorgan. Sargı. * Kabuk, zar.
LİHAF: (Lahfe. C.) Yumuşak beyaz taşlar. * Yufka kaymak.
LİHAK: Yetişip ulaşma. Erişme. Vâsıl olma.
LİHAM: Lehimleme. * Lehim. * (Lahm. C.) Etler.
LİHAT (LEHÂT): (C: Lehâ-Lehevât-Leheyât-Lihâ') Boğaz ağzında olan dilcik.
LİHAZ: Düşünme, mülâhaza etme. * Riâyet etme, uyma. Söylenen sözü kabul edip yerine getirme.
LİHAZA: Bundan dolayı, buna binaen, bunun için.
MUSLİHÂNE: f. Sulh yolu ile, iyilikle anlaşarak. Arabuluculukla.
MÜFLİHANE: f. Selâmete çıkarak. Felâh bularak.
MÜTEVELLİHÂNE: f. Sersemlik ve hayranlıkla.
SALİHA: Safi gümüş. * İyi, sâlih kimse.
SALİHAT: Dine uygun iyi hareketler. Cenab-ı Hakk'ın ve Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın beğeneceği işler, iyilikler. * Hayır ve hasenat sâhibi müslüman kadınlar.
SELİHA: Kabuk. * Soyulmuş veya bozulmuş şey. * Tarçın yerine kullanılan bir ağacın adı.
TESLİHÂT-I ASKERİYE: Askerin silâhlandırılması.
VÂLİHÂNE: f. Şaşkınca.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
LİHA' : (Lehât. C.) Küçük diller.
Lİ : Gr: Lâm harfinin esre ile okunuşu. Bir kelimenin başına geldiğinde, "için, dolayı, ötürü, yüzünden, sebebinden" gibi mânâlara gelir. Kendinden sonraki isimleri cerreder. Yerine göre muhtelif isimler alır. Lâm-üt-tahsis ve temellük gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...