Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
LAŞ: f. Hakir ve aşağılık kimse. Adi, zelil, itibarsız ve alçak kişi.
Çapul, yağma.
LAŞE: Cife. Kokmuş et parçası.
Fık: Karada yaşayıp boğazlanmaksızın ölen veya şer-i şerife uygun olmayan şekilde kesilen kanlı hayvan ve bunların tabaklanmamış (dibagat edilmemiş) derileri.
Yenilmesi şer'an haram olan ölmüş hayvan.
Zayıf ve cılız hayvan.
Mc: Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi.
LÂŞEHÂR: f. Leş yiyen.
LÂŞEK: şek ve şüphe yok. şüphesiz. Elbette.
LÂŞEY: Bir şey değil. Değersiz.
LÂŞEHÂR: f. Leş yiyen.
LÂŞEK: Şek ve şüphe yok. Şüphesiz. Elbette.
İçerisinde 'LAŞ' geçenler
ALAŞIM: Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.
AVRUPALILAŞMAK: Avrupalıların fikirlerini ve yaşayış tarzını benimsemek. Türkiye'de batılılaşma olarak kullanılmaktadır. Avrupa zamanımızda ilim ve teknikte ilerlemiş olmakla beraber inanışları, ahlâkları, felsefeleri ve yaşayış tarzı ile geri bir düşünüşü temsil eder. Avrupaya, batıya özenmek, eşkiyanın gasbettiği servetine özenmeğe benzer. Batının, mazlum milletleri ezmek için vasıta ve silah olarak kullandığı ilim ve tekniğe sahip olmak, İslâm'ın hakkıdır. İslâm dünyası ilim ve tekniğe sahip olmakla hem batının zulmüne son verecek, hem de bunu insanlığın hayrına, barış için ve insanlığın saadeti, mutluluğu için kullanacaktır. Amma batının hayat felsefesi insanlık için bir zehirdir ve onu reddeder. (Bak: Asrî)
ALAŞIM: Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.
HALAŞE: f. Gemi dümeni. * Çörçöp.
HİLAŞ: f. Gürültü, kavga, patırtı, şamata.
HALAŞE: f. Gemi dümeni. * Çörçöp.
KALLAŞ: Kalleş. Hileci, dönek.
KALLAŞ: Kalleş. Hileci, dönek.
LAŞE: Cife. Kokmuş et parçası. * Fık: Karada yaşayıp boğazlanmaksızın ölen veya şer-i şerife uygun olmayan şekilde kesilen kanlı hayvan ve bunların tabaklanmamış (dibagat edilmemiş) derileri. * Yenilmesi şer'an haram olan ölmüş hayvan. * Zayıf ve cılız hayvan. * Mc: Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi.
LÂŞEHÂR: f. Leş yiyen.
LÂŞEK: şek ve şüphe yok. şüphesiz. Elbette.
LÂŞEY: Bir şey değil. Değersiz.
LÂŞEHÂR: f. Leş yiyen.
LÂŞEK: Şek ve şüphe yok. Şüphesiz. Elbette.
MÜTELAŞİ: Telaş eden. Izdırab ile karışık acele eden. Telaşlı.
MÜTELAŞİYANE: Acele ve telaş ile.
MÜTELAŞİYANE: Acele ve telaş ile.
TELAŞİ: Önem ve ehemmiyetini kaybetme. * Dağılma. * Telâş.
VÂLÂŞÂN: f. Şânı yüce.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
LAŞE : Cife. Kokmuş et parçası. * Fık: Karada yaşayıp boğazlanmaksızın ölen veya şer-i şerife uygun olmayan şekilde kesilen kanlı hayvan ve bunların tabaklanmamış (dibagat edilmemiş) derileri. * Yenilmesi şer'an haram olan ölmüş hayvan. * Zayıf ve cılız hayvan. * Mc: Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi.
LÂ : Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...