Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
LAD: f. Duvar.
LADE: f. Ahmak, akılsız, ebleh.
LADEN: f. Çamdan çıkarılan zift gibi siyah ve kokulu zamk.
LADİNE: f. Kendir.
LADİNÎ: Dinle alâkası olmayan. Dinsiz. Din dışı. (Bak: Lâik)
İçerisinde 'LAD' geçenler
AKSÂ-YI BİLÂD: Bir memleketin sınır bölgeleri, hudut beldeleri.
ASLÂD: Sert, katı ve düz. (Çakmak taşı hakkında). Ateşsiz. * Cimri, hasis, pinti.
BA'DEL MİLAD: (Ba'de-l milâd) Milâddan sonra. Tarih başlangıcı kabul ettikleri seneden sonra.
BÂLÂDEST: f. Galip, eli üstün.
BÂLÂDESTÎ: f. El üstünlüğü, galibiyet. * Zulüm.
BELAD(E): Kötü kimse. Müzevir, günahkâr. Fena ve kötü şey.
BELADET: Ahmaklık, sersemlik, kalınkafalılık. Budalalık.
BELADİR: f. Kadınların kullandıkları altun, gümüş, zümrüt, yakut, elmas gibi süs eşyası. * Belâyı def etmek için verilen sadaka.
BİLÂD: (Belde. C.) Beldeler. Diyarlar. Memleketler. Şehirler.
BİLÂD-I ÂMİRE: İmar edilmiş, yapılmış beldeler. * Devlet idaresindeki yerler.
BİLÂD-I CESİME: Büyük ülkeler.
BİLÂD-I SELÂSE: Eskiden İstanbul, Edirne ve Bursa'nın üçüne birden verilen isim.
BİLADE: f. Müzevvir, fâsid, fesatçı, ispiyon eden.
BÜNLAD: f. Destek, payanda, duvar, set. * Temel. Esas, bina.
CELADET: Yiğitlik. Bahadırlık. Kuvvet ve şiddetlilik. Muhkemlik. Salâbet, metânet.
CELLAD: İdama mahkûm olanları idam etmeğe vazifeli olan adam. * Mc: Merhametsiz.
EBLAD: Eser.
ECLAD: (Cild. C.) Hayvan derileri.
EKASİ-İ BİLÂD: Uzak beldeler, en uzak şehirler.
ETLAD: Evde doğan câriyeler. * Eski mal. * Damızlık denilen doğurucu hayvan.
EVLÂD: (Veled. C.) Veledler. Çocuklar.
EVLÂD-I VATAN: Vatan çocukları.
EVLÂD-I ZÜKUR: Erkek çocuklar.
EVLADİYET: Evlâda mahsus, evladlık, bünüvvet.
EVLADİYYE: Evlatlık, evlada mahsus. * Mc: Çok sağlam ve dayanıklı ev veya eşya.
EVLAD Ü IYAL: Çoluk çocuk. Evlâdlar ve karısı.
FETH-İ BİLAD: Beldelerin istilâsı, şehirlerin zabtı.
FEVKALÂDE: Âdetin fevkinde. Ayrıca, hususi surette. Bilinenlerin üstünde. Müstesna ve yüksek bir surette.
FULAD: Çelik.
GAMZE-İ CELLÂD: Cana kıyan yan bakış.
GLADYATÖR: Eskiden Roma sirklerinde vahşi hayvanlarla veya birbirleriyle boğuşan kimse.
HÂRİKULÂDE: Fevkalâde, âdetin hâricinde bulunan şey, eser. Görülmedik derecede. Son derece kıymet ve ehemmiyeti hâiz olan şey.
HIFZ-I BİLAD U İBAD: Şehirlerin ve şehir ahalisinin korunması.
İLAD: (Veladet. den) Doğurma, tevlid etme. * Doğurtma.
İSTİLAD: Doğurtma. Çocuk isteme.
İSTİLADÎ: Doğurtucu.
IHLAD: Meyletmek, yönelmek, eğilmek. * Sonsuzlaştırmak, ebedi kılmak. * Geç ihtiyarlamak.
KABL-EL MİLÂD: İsa'dan (A.S.) önce, milâddan evvel.
KADEME-İ ULÂDA: İlk basamakta. Başlangıçta.
KESİR-ÜL EVLÂD: Çocukları çok olan. Evlâdı kesir olan.
KILADE: Gerdanlık. Boyna takılan kıymetli şey. * Akarsu.
LADE: f. Ahmak, akılsız, ebleh.
LADEN: f. Çamdan çıkarılan zift gibi siyah ve kokulu zamk.
LADİNE: f. Kendir.
LADİNÎ: Dinle alâkası olmayan. Dinsiz. Din dışı. (Bak: Lâik)
MIKLAD: (C.: Mekâlid) Anahtar, miftah. Kilit dili. * Hazine.
MİLAD: (Velâdet. den) Doğum günü. * Hz. İsa'nın (A.S.) doğum günü kabul edilen yıl başı.
MİLADÎ: Milada ait. Milada dayanan. Ekser Avrupalıların takvim başlangıcı yaptıkları Milad yılına ait. * İsa'nın (A.S.) doğumundan itibaren başlayan takvim ki, miladî tarih denir.
PALAD: (Pâlâde) f. Yedek at.
PALADE: f. Kötü söyleyen, ayıp arayan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
LADE : f. Ahmak, akılsız, ebleh.
LÂ : Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...