Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LAFZİYE: | Sözde ve yazıda görülen ve çok defa tasannua kaçan kelime süsleri. |
| İçerisinde 'LAFZİYE' geçenler | |
| SANAYİ-İ LAFZİYE: | Söz ile, lâfızla yapılan san'at şekilleri. (Cinas, tenasüb ve tezad gibi.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LAFZÎ : | Lafza ait ve müteallik. * Gr: Kelimenin söylenişine ve yapısına aid, onlarla alâkalı. |
| LAFZ (LAFIZ) : | Ağızdan çıkan söz, kelime. * Bir şeyi atmak. |
| LAF : | f. Konuşma, tekellüm. * Söz, lâkırdı. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |