Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LAFZ-I HAS: | Bir mânâya münferiden başlı başına vaz' olunan lâfızdır. Hasan, Hüseyin, insan, erkek, kadın lâfızları gibi. |
| İçerisinde 'LAFZ-I HAS' geçenler | |
| İçerisinde 'LAFZ-I HAS' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LAFZ-I ALLAH (LAFZULLAH) : | Allah isminin lâfzı. |
| LAFZ (LAFIZ) : | Ağızdan çıkan söz, kelime. * Bir şeyi atmak. |
| LAF : | f. Konuşma, tekellüm. * Söz, lâkırdı. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |