Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LAHAN: | Bozulup kokmak. |
| İçerisinde 'LAHAN' geçenler | |
| BÂLÂHÂN: | f. Birşeyi ifrat derecede yüksek gösteren. |
| BÂLÂHÂNE: | f. Çatı, evin en üst tarafı. Tavan arası. |
| BÂLÂHÂNÎ: | f. Bir şeyi aşırı derecede yüksek gösterme, abartma, şişirme. |
| FELAHAN: | f. Sapan. Taş atmaya mahsus âlet. |
| LAHLAHANİYE: | Pelteklik, kekemelik. |
| MELLAHAN: | (Mellâh. C.) Kaptanlar, denizciler, gemiciler. |
| MÜSALAHANÂME: | f. Barış antlaşması. |
| MÜSELLAHAN: | (Silâh. dan) Silâhlı olarak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LAHA : | f. Yama. |
| LAH' : | (Gövde) sülpük ve sarkık olmak. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |