Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LAHE: | f. Yama. |
| İçerisinde 'LAHE' geçenler | |
| BELAHET: | Ahmaklık. Düşüncesizlik. Ne yaptığını iyi bilmemek. |
| CÜLAHEK: | f. Örümcek, ankebut. * Küçük dokumacı. |
| FİLAHET: | Çiftçilik, tarla işleri, rençberlik, çift sürmek. |
| İLAHE: | Müşriklerin kadın heykeli şeklindeki putları. Bâtıl mâbud. |
| ISLAHEN: | Islah ederek, düzelterek. |
| MELLAHE: | Tuzla. |
| PALAHENG: | f. Yular, dizgin. * Av veya suçlu bağlanacak kement. * Kemer. * Tazı boynuna geçirilen ağaç halka. |
| SİLAHENDAZ: | Silah atan. * Tüfekli piyade neferi, harp gemilerinde gemicilik ile mükellef olmayıp silah taşıyan bahriye askerleri. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LAH' : | (Gövde) sülpük ve sarkık olmak. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |