| Kelime | Anlam |
|---|
| LAHH: | Göz yaşının çok olması. |
| LAHH: | Ulaşmak, varmak. Yağmuru kesilmeyen bulut. |
| LAHHAM: | Kaz gibi büyük, başı kızıl, kanadı kara bir kuş. Vezega dedikleri keler. |
| İçerisinde 'LAHH' geçenler |
|---|
| ISLAHHANE: | Tar: San'at mekteblerine önceleri verilen isim. * Islah evi. |
| LAHHAM: | Kaz gibi büyük, başı kızıl, kanadı kara bir kuş. Vezega dedikleri keler. |
| MÜLAHHAM: | (Lâhm. dan) Etli, semiz, şişman. |
| MÜLAHHAS: | Hülâsası, özü çıkarılmış. Telhis edilmiş. |
| MÜLAHHİS: | Hülâsa eden. Özünü bildiren. |
| MÜTELAHHIZ: | Ekşi birşey yiyen kimsenin yanında ağzı sulanan. |
| SİLAHHANE: | f. Askerî depo. Silahların saklandığı yer. |
| TELAHHİ: | Tülbendi çenesi altından sarmak. |
| TELAHHUM: | (Lahm. dan) Semirme, etlenme. |
| TELAHHUZ: | İmrenerek ağız sulanma. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| LAHHAM : | Kaz gibi büyük, başı kızıl, kanadı kara bir kuş. Vezega dedikleri keler. |
| LAH' : | (Gövde) sülpük ve sarkık olmak. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |