Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
LAKK: Vurmak.
İçerisinde 'LAKK' geçenler
HÜSN-Ü TELAKKİ: (Hüsn-i telakki) İyi anlayış. İyi kabul ediş. Güzel telâkki etmek. Anlayış gösterip iyi niyetle kabul etmek.
KABİL-İ GAYR-İ TELAKKUH: Gebeliği mümkün olmayan.
MÜLAKKAB: Lâkablanmış. Lâkablı. Başka isim verilmiş.
MÜTELAKKIB: (Mütelakkıbîn) (Lakab. dan) Lakap alan, lakap takınan.
MÜTELAKKIM: Lokma yutan. Lokmalayan.
MÜTELAKKİ: Telakki ve kabul eden, ...nazarıyla bakan.
MÜTELAKKİB: (Lakab. dan) Lakap takılmış, lakaplanmış.
MÜTELAKKİBÎN: (Mütelakkib. C.) Lakap alanlar, lakap takınanlar.
SU-İ TELÂKKİ: Lâzım olduğu şekilde anlamama. Kötü anlayış. Kötü telâkki etme.
TELAKKİ: Karşılamak. Almak. Kabul etmek. * Şahsi anlayış ve görüş.
TELAKKİ-İ Bİ-L-KABUL: Kabul ile karşılamak, kabul etmek.
TELAKKİYÂT: (Telakki. C.) Şahsî anlayış ve görüşler. * Kabul etmeler. Telakkiler.
TELAKKUB: (Lâkab. dan) Lâkab alma. Lâkablanma.
TELAKKUF: Ağızdan söz kapmak. * İşitmek. * Yutmak. * Sür'atle almak.
TELAKKUH: Kendisini gebe, hâmile gösterme. Gebe kalabilme.
TELAKKUM: Parçalayıp lokma yapıp yutma. * Karın gurultusu.
TELAKKUT: Cem'etmek, toplamak, biriktirmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
LAK : f. Hakir, zelil, aşağı. * Tahta kadeh.
LÂ : Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...