Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LASÎF: | Parlayan, parıldayan. Parlayıcı. |
| İçerisinde 'LASÎF' geçenler | |
| FELASİFE: | Felsefeciler. Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar. * Düşüncesiz, kaygısız, rahat yaşayanlar. * Dinsizler. |
| FELASİFE-İ YUNAN: | Yunan feylesofları. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LASİYYEMA : | Bâhusus. Hususan. Buna gelince. Herşeyden ziyade. Ençok. |
| LAS : | f. Köpek, kelb. * Adi ipek. * Dişi hayvan. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |