Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LATİF: | Mülâyim. Yumuşak. Nâzik. Mütenasip. Güzel. Şirin. Küçük ve hoşa giden. Cisimle alâkası olmayan. Göze görünmeyen. Çok lutf edici. Derin, gizli. |
| LATİFE: | Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu. (Mukabili ciddiyettir) (Bak: Letâif) |
| LATİFE-İ RABBANİYE: | İnsanın kalbine bağlı ve bütün duygularının sultanı olan ince bir duygudur ki, İlâhî hakikatlar onunla hissedilip zevkedilir. |
| LATİFEGU: | f. Lâtifeci, şakacı. Lâtife söyliyen. |
| LATİFEPERDAZ: | f. Şakacı, lâtifeci. Lâtife yapan. |
| LATİFEPERDAZAN: | (Lâtifeperdâz. C.) f. Şakacılar, lâtifeciler. |
| İçerisinde 'LATİF' geçenler | |
| CİNS-İ LATİF: | Lâtif ve hoş cins, nev. İnsanlar nev'inde kadın. |
| FIKARÂT-I LATİFE: | Hoş ve lâtif hikâyeler. |
| GILAF-I LATİF: | Lâtif örtü. |
| LATİFE: | Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu. (Mukabili ciddiyettir) (Bak: Letâif) |
| LATİFE-İ RABBANİYE: | İnsanın kalbine bağlı ve bütün duygularının sultanı olan ince bir duygudur ki, İlâhî hakikatlar onunla hissedilip zevkedilir. |
| LATİFEGU: | f. Lâtifeci, şakacı. Lâtife söyliyen. |
| LATİFEPERDAZ: | f. Şakacı, lâtifeci. Lâtife yapan. |
| LATİFEPERDAZAN: | (Lâtifeperdâz. C.) f. Şakacılar, lâtifeciler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LATİFE : | Hoş söz. Şaka. Mizah. Söz ile iltifat. İnsanın çok ince ve hassas olup kalbe bağlı bir duygusu. (Mukabili ciddiyettir) (Bak: Letâif) |
| LÂT : | İslâmdan önce Arapların Kâbe'de bulunan putlarından biri. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |