Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LATT: | (C: Litât) Gerdanlık. Lâzım olmak. İnkâr etmek. Sarkıtmak. Örtmek. |
| İçerisinde 'LATT' geçenler | |
| MÜLATTIF: | (Lutf. dan) Bir iyilikle gönül alan. Taltif eden. * Yumuşatıcı (ilâç). |
| MÜLATTIFAT: | (Mülattıf. C.) Yumuşatıcı ilâçlar. |
| MÜTELATTIF: | (Lütf. dan) Yumuşak ve nazik davranan. |
| MÜTELATTIFANE: | f. Naziklikle, incelikle. |
| MÜTELATTIH: | Bulaşan, bulaşık olan (yağ, çamur v.s.) |
| TELATTUF: | (C.: Telattufât) (Lutf. den) Lütuf ve nezaketle davranma. Nâzikâne muamelede bulunma. |
| TELATTUFÂT: | (Telattuf. C.) Nâzikâne muameleler. |
| TELATTUFEN: | Nezaketle, lütuf ile. |
| TELATTUFKÂR: | f. Lütuf, nezaket ve tatlılıkla muamele eden. |
| TELATTUH: | Bulaşma, bulaşık olma. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LÂT : | İslâmdan önce Arapların Kâbe'de bulunan putlarından biri. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |