| Kelime | Anlam |
|---|
| LAZÎ: | (Bak: Lazâ) |
| LAZİB: | Sâbit olan, yapışan. |
| LAZİSTAN: | Lazlar'ın oturduğu bölge olan Rize dolayları. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Rize sancağına verilen ad. |
| İçerisinde 'LAZÎ' geçenler |
|---|
| ABDULAZİZ: | 32. Osmanlı Padişahıdır. Hilâfeti (Hi: 1277-1293) seneleri arasındadır. Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından bilek damarları kesilerek şehid edilmiştir. |
| CÜLAZÎ: | Kocaman ve kuvvetli. İriyarı. * Hâdim, hademe, hizmetkâr. * Kilise veya manastır uşağı. * Papaz veya keşiş. |
| İFADAT-I LÂZİME: | Gerekli ifadeler. |
| LAZİB: | Sâbit olan, yapışan. |
| LAZİSTAN: | Lazlar'ın oturduğu bölge olan Rize dolayları. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Rize sancağına verilen ad. |
| MELAZİB: | (Milzâb. C.) Çok tamahkâr ve cimri olanlar. |
| MİKYAS-I ZELAZİL: | Yer sarsıntısının şiddet ve yönünü gösteren âletler. |
| MÜLAZİK: | Yapışmış olma.* Yapışmış. |
| MÜLAZİMÎN: | (Mülâzımân) (Mülâzım. C.) Stajyerler. Bir yere maaşsız olarak gidip gelenler. * Bir kimseye sarılıp ondan ayrılmayanlar.* Teğmenler. |
| NİZAMÂT-I LÂZİME: | Lüzumlu, gerekli nizamlar. |
| ÖMER İBN-İ ABDÜLAZİZ: | (Hi: 60-101) Emevî Devleti halifelerinden olup Hz. Ömer'in ahfadındandır. Siyaset âleminde bir dâhi ve adâlette bir ikinci Hz. Ömer'di. Malatya'yı Rumlardan yüzbin esir mukabilinde satın aldı. Zehirlenerek şehid edildi. (R. Aleyh) |
| ZELAZİL: | Zelzeleler. Yer sarsıntıları. |
| ZELAZİL: | (Zilzil. C.) Uzun etekler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| LAZİB : | Sâbit olan, yapışan. |
| LAZ : | Doğu Karadeniz bölgesinde, bilhassa Rize dolaylarında yaşayan bir kavim. * Bu kavimden olan kimse. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |